ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI KÜNYE İLETİŞİM

REKLAM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

TÜRKİYE'NİN İLK PARALEL DEVLETİ.

İSHAK   BEYAZAY

21 Mayıs 2017, 14:50

İSHAK BEYAZAY

Yıllardır ülkemizde birbiriyle sürekli savaşan ve çatışan iki strateji vardır. Bunlardan birisi Türkiye’ye sahip çıkmağa çalışan Milli Görüş ruhu ve Merhum Erbakan’ın gösterdiği yoldur, hayata geçirmeye çalıştığı MİLLİ ŞUUR stratejisidir. Diğeri ise, 1965 yılından beri sürdürülen ve 2001 yılında ayyuka çıkan İslamiyet’e ve tüm İslam dünyasına savaş açan, bu arada Türkiye’mizin de değerlerine savaş açmış bulunan emperyalist (sömürgeci) Haçlı zihniyetinin stratejisidir. Bu iki zihniyet siyaset dâhil her alanda çatışmaktadır.

Ayrıca Türkiye soğuk savaş yöntemiyle yapılan bir Haçlı Savaşı’nın tam göbeğindedir ve bu menfur savaş maalesef ve maalesef ülkemizden yönetilmektedir. Bütün bunların yanı sıra memleketimizde bir Amerikan sistemi hâkimdir ve bu sistem daima olayların ABD lehine gelişebilmesi için içerde hain işbirlikçileri vardır. Devlette vardır. Siyasette vardır. STK’larda vardır. Basında vardır. Cemaatlerde vardır. Vardır da vardır. Erbakan’ın dediği gibi; “Siyonizm hiçbir taşın altını boş bırakmaz” bırakmamıştır da.

31 Ocak 1896 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi, Türkiye ve dolayısıyla Türkiye’nin hükmettiği İslam dünyası hakkında bir yasa taslağı hazırlamıştır. Bu yasa taslağında şöyle denilmiştir: “Dünyadaki Hıristiyanlardan oluşan bir komisyon seçelim. Bu komisyon, Türkiye`yi yönetmek için bir başkan seçsin. Türkiye`nin yönetimi Türklerden alınsın ve eyaletlere bölünsün. Bu yapılanmanın adı da Türkiye Birleşik Devletleri olsun.” (Yeni Çağ Gazetesi, 12.10.2007)

1896 yılında alınan bir karar ve üzerinden 120 yıl geçmiş. 2016 yılında gelindiğine görüyoruz ki; Türkiye’de başkanlık sistemi tartışılmaktadır. 120 yıl geçmesine rağmen plan hâlâ tıkır tıkır işliyor mu? Türkiye’yi NATO’ya alınması bu planın parçası mıydı?  NATO üyesi olan Türkiye’nin darbeler tarihine baktığımızda, darbelerde ABD ve NATO izlerini görmekteyiz. NATO neden kendi üyesinin içişlerine karışmaktadır? 1951’de Tarihçi Cemal Kutay’ın Millet Mecmuası’nda NATO konusunda şöyle bir yazı neşretmiştir:

“NATO’ya alınmamızın asıl amacı Ortadoğu Cephesi’nin kurulması.(...) Ortadoğu’nun Pakistan, Afganistan, İran ve Türkiye ile birlikte bütün bir Türk ve İslam camiasının federasyon biçiminde birleştirilmesidir. (Daha doğrusu parçalanmasıdır) Batı’da nasıl ilgililerden oluşan bir NATO kurulmuşsa, Ortadoğu’da da Ortadoğu Federasyonu’dur...”  (Millet Mecmuası 1951)

1896 yılında karar alan ABD, 1975 yılında Richard PODOL AID (Uluslararası Kalkındırma Örgütü) uzmanı, amirlerine yolladığı Türkiye raporunda bakın neler diyor:

“Yirmi yıldan fazla bir zamandır Türkiye’de faaliyette bulunan Amerikan yardım programı bir zamandan beri meyvelerini vermeye başlamıştır. Önemli mevkilerde Amerikan eğitimi görmüş bir Türk’ün bulunmadığı bir Bakanlık ya da bir İktisadi Kamu Kuruluşu hemen hemen kalmamıştır. Bu kimseler halen bulundukları örgütte ‘ilerici güç’ niteliğini taşımaktadır. Genel müdür ve müsteşarlık mevkilerinden daha büyük görevlere kısa zamanda geçmeleri beklenir. AID (Uluslararası Kalkındırma Örgütü)  bütün gayretleri bu gruba yöneltilmelidir.

Geniş ölçüde Türk idarecilerini devşirmek gerekir. Burada özellikle orta kademe yöneticiler üzerinde durmak yerindedir. Amaç, bunlara yeni davranışlar kazandırmaktır. Bu grubun yakın gelecekte yüksek sorumluluklar mevkilerine geçecekleri düşünülürse, bütün gayretlerin bu kimseler üzerinde toplanması mantık açısından doğrudur.” Demek ki Türkiye’de ilk paralel devlet ABD’dir. Ve hiç paralel olmaktan vazgeçmemiştir.

Yıllardır ülkemizde birbiriyle sürekli savaşan ve çatışan iki strateji vardır. Bunlardan birisi Türkiye’ye sahip çıkmağa çalışan Milli Görüş ruhu ve Merhum Erbakan’ın gösterdiği yoldur, hayata geçirmeye çalıştığı MİLLİ ŞUUR stratejisidir. Diğeri ise, 1965 yılından beri sürdürülen ve 2001 yılında ayyuka çıkan İslamiyet’e ve tüm İslam dünyasına savaş açan, bu arada Türkiye’mizin de değerlerine savaş açmış bulunan emperyalist (sömürgeci) Haçlı zihniyetinin stratejisidir. Bu iki zihniyet siyaset dâhil her alanda çatışmaktadır.

Ayrıca Türkiye soğuk savaş yöntemiyle yapılan bir Haçlı Savaşı’nın tam göbeğindedir ve bu menfur savaş maalesef ve maalesef ülkemizden yönetilmektedir. Bütün bunların yanı sıra memleketimizde bir Amerikan sistemi hâkimdir ve bu sistem daima olayların ABD lehine gelişebilmesi için içerde hain işbirlikçileri vardır. Devlette vardır. Siyasette vardır. STK’larda vardır. Basında vardır. Cemaatlerde vardır. Vardır da vardır. Erbakan’ın dediği gibi; “Siyonizm hiçbir taşın altını boş bırakmaz” bırakmamıştır da.

31 Ocak 1896 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi, Türkiye ve dolayısıyla Türkiye’nin hükmettiği İslam dünyası hakkında bir yasa taslağı hazırlamıştır. Bu yasa taslağında şöyle denilmiştir: “Dünyadaki Hıristiyanlardan oluşan bir komisyon seçelim. Bu komisyon, Türkiye`yi yönetmek için bir başkan seçsin. Türkiye`nin yönetimi Türklerden alınsın ve eyaletlere bölünsün. Bu yapılanmanın adı da Türkiye Birleşik Devletleri olsun.” (Yeni Çağ Gazetesi, 12.10.2007)

1896 yılında alınan bir karar ve üzerinden 120 yıl geçmiş. 2016 yılında gelindiğine görüyoruz ki; Türkiye’de başkanlık sistemi tartışılmaktadır. 120 yıl geçmesine rağmen plan hâlâ tıkır tıkır işliyor mu? Türkiye’yi NATO’ya alınması bu planın parçası mıydı?  NATO üyesi olan Türkiye’nin darbeler tarihine baktığımızda, darbelerde ABD ve NATO izlerini görmekteyiz. NATO neden kendi üyesinin içişlerine karışmaktadır? 1951’de Tarihçi Cemal Kutay’ın Millet Mecmuası’nda NATO konusunda şöyle bir yazı neşretmiştir:

“NATO’ya alınmamızın asıl amacı Ortadoğu Cephesi’nin kurulması.(...) Ortadoğu’nun Pakistan, Afganistan, İran ve Türkiye ile birlikte bütün bir Türk ve İslam camiasının federasyon biçiminde birleştirilmesidir. (Daha doğrusu parçalanmasıdır) Batı’da nasıl ilgililerden oluşan bir NATO kurulmuşsa, Ortadoğu’da da Ortadoğu Federasyonu’dur...”  (Millet Mecmuası 1951)

1896 yılında karar alan ABD, 1975 yılında Richard PODOL AID (Uluslararası Kalkındırma Örgütü) uzmanı, amirlerine yolladığı Türkiye raporunda bakın neler diyor:

“Yirmi yıldan fazla bir zamandır Türkiye’de faaliyette bulunan Amerikan yardım programı bir zamandan beri meyvelerini vermeye başlamıştır. Önemli mevkilerde Amerikan eğitimi görmüş bir Türk’ün bulunmadığı bir Bakanlık ya da bir İktisadi Kamu Kuruluşu hemen hemen kalmamıştır. Bu kimseler halen bulundukları örgütte ‘ilerici güç’ niteliğini taşımaktadır. Genel müdür ve müsteşarlık mevkilerinden daha büyük görevlere kısa zamanda geçmeleri beklenir. AID (Uluslararası Kalkındırma Örgütü)  bütün gayretleri bu gruba yöneltilmelidir.

Geniş ölçüde Türk idarecilerini devşirmek gerekir. Burada özellikle orta kademe yöneticiler üzerinde durmak yerindedir. Amaç, bunlara yeni davranışlar kazandırmaktır. Bu grubun yakın gelecekte yüksek sorumluluklar mevkilerine geçecekleri düşünülürse, bütün gayretlerin bu kimseler üzerinde toplanması mantık açısından doğrudur.” Demek ki Türkiye’de ilk paralel devlet ABD’dir. Ve hiç paralel olmaktan vazgeçmemiştir.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
KURDAŞIN ÇALINAN ARŞİVİNDE NELER VARDI ?21 Mayıs 2017

REKLAM


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi