ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI KÜNYE İLETİŞİM

REKLAM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

PROF.DR. ERBAKAN'I ANLAMAK.

GÜLAY  GÖKTÜRK

13 Mayıs 2012, 11:52

GÜLAY GÖKTÜRK

Vefatının birinci yılı münasebetiyle muhterem Erbakan Hoca hakkında bir haftadır ziyadesiyle etkinlikler düzenleniyor. Şu ana kadar resim sergileri, mevlid programları, hatıra ormanı açılışları, sempozyumlar, paneller ve konferanslar marifetiyle hem ülke genelinde hem de İslam dünyasında binlerce etkinlik tertip edildi.

Bu vesileyle Erbakan Hoca'nın yeni nesillere aktarılması lazım gelen örnek hayatı da çokça konuşuldu.

85 yıllık ömrü içinde Erbakan Hoca'nın ön plana çıkan birçok özelliği bulunuyor.

En sıkıntılı zamanlarda dahi bırakmadığı devlet adamı kimliği, kin ve nefretten uzak samimi liderliği, bitmek bilmeyen cihad aşkı...

Bütün bunlar O'nu anlatırken ilk akla gelecek hasletler olarak biliniyor.

Bu hasletlere ilaveten Erbakan Hoca'nın, dost-düşman herkesin kabul ettiği bir başka özelliği daha var.

Akademisyen Erbakan

Anadolu'nun neresine giderseniz gidin, kime sorarsanız sorun "Erbakan nasıl bir adamdı?" sorusunun cevabı, "zeki bir adamdı" olacaktır.

O'nun bütün okulları dereceyle bitirdiği, üniversiteye ikinci sınıftan başlayıp daha öğrenciyken ders vermeye başladığı kulaktan kulağa yayılmıştır.

Herkes bilir ki Erbakan, 11 ayda biri doktora olmak üzere tam 3 tez hazırlayacak kadar zeki ve çalışkandır.

Almanların cazip tekliflerine karşın, memleketinde hizmeti yeğlemiştir.

Alanına çok hakimdir. Leopar tankları O'nunla tanınmıştır. Türkiye'deki çiftçi yarım asırdır O'nun ürettirdiği "pancar motoru" ile tarlasını bereketlendirmektedir.

Vefat ettiği gün NTV'de Oğuz Haksever'in dediği gibi, İstanbul'da kayıkların o güzel tortor sesini her duydukça Erbakan akla gelmektedir.

Muhterem Erbakan Hoca, 27 yaşında doçent olmuş ve Türkiye'nin en genç doçenti ünvanını almıştır. 39 yaşında profesör olmuş, İstanbul Teknik Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak derslere girmiş ve bilimsel çalışmalar yapmıştır.

Kısacası Erbakan Hoca, tüm dünyaya kendisini ispatlamış önemli bir bilim adamıdır.

Bunu niye belirtme ihtiyacı duyduk peki?

Akademisyenler neden kayıtsız kalıyor?

Bugün kalksanız ve Erbakan Hoca ile ilgili bir bilimsel çalışmaya niyetlenseniz, ne yazık ki bilimsel kaynak sıkıntısından ötürü çok ileriye gidemezsiniz.

O kadar ilginçtir ki, Türkiye siyasetine bu kadar damga vurmuş bir lider hakkında bir elin parmaklarıyla sınırlı sayıda çalışma ancak bulunabilmektedir.

Var olan çalışmalar ise, içinde bol bol irtica-laiklik gibi içeriği anlaşılamayan kavramlarla dolu negatif, küçültücü yayınlardır.

Adeta gizli bir merkez tarafından akademisyenlere, Erbakan'la ilgili çalışma yasağı getirilmiş gibi durmaktadır. Halbuki, tam aksine Erbakan Hoca etraflıca anlaşılması, araştırılması gereken önemli bir siyasi kişiliktir. Zira, Türkiye'nin siyasi tarihinde Erbakan öncesi ve sonrası diye bir tasnif yapılabilmektedir. Bazı dostlarımız, bu tasnifi duygusal zannedebilirler diye biraz detaya girmek yararlı olacaktır.

Çok partili hayata geçildikten sonra Türkiye'de hakim olan iki partili sistem anlayışı ancak tam anlamıyla 1973 seçimlerinde kırılmıştır. Erbakan liderliğindeki MSP, amblemi gibi anahtar rolü oynamış ve CHP-AP (DP) oyununu bozmuştur. Bu nedenle birçok siyaset bilimci, her ne kadar 1946 gibi gözükse de gerçek anlamda çok partili hayata geçişin 1973 seçimleriyle sağlandığını dile getirmektedir. Elbette bu seçimlerde MSP tek unsur değildir. Ancak ilerleyen süreçte, aralarında sosyal tabanını genişletebilen tek hareket olmuştur.

Merkez-çevre mücadelesinde, şiddete başvurmadan demokratik yollarla çevreyi merkeze taşımış ve sosyal bir dönüşüme neden olmuştur. Bugün O'nun kurduğu STK'lar, örgütlenmeler ülkede hakim güç haline gelmiştir. Her noktada kurduğu oluşumlarla alan kaplaması yapmıştır. Kısacası Erbakan Hoca, yakın siyasi tarihe damgasını vurmuş bir isimdir. O'nu herhangi bir partinin genel başkanı gibi algılamak insaf sınırlarını zorlamak olacaktır.

Peki akademisyenlerimiz bu kadar yeterli malzeme varken neden bu alanda çalışmıyorlar?

Bazıları çalışmak istemeyebilirler siyasi mülahazalarla, peki ya bizzat Hoca'nın eteğinde yetişen ve bugün isimlerinin önünde prof, doç, dr olanlar neden suskun kalıyorlar? Asistanlarına, öğrencilerine yüksek lisans, doktora konusu olarak çalışma yaptırmaları, makaleler-kitaplar hazırlamaları çok mu zordur?

Ömrünü Müslüman ilim adamları, akademisyenler yetişsin diye feda eden Erbakan Hoca hakkında çalışmak bu kadar mı zor gelmektedir?

Ağır Sanayi Hamlesi, Kıbrıs Harekatı, D-8, Havuz Sistemi gibi yüzlerce yayın malzemesi nasıl olur da görmezlikten gelinmektedir?

Erbakan Hoca, birileri görse de görmese de adını tarihe kazımıştır. Akademisyenler yazsa da yazmasa da, büyük bir liderdir. Herkes gösterdiği tavır ile kendi yerini, konumunu göstermektedir.  Umarız, en azından bu süreçten sonra akademisyenlerimiz, rüzgara kapılmak yerine sosyal dönüşüm sürecinde rol almayı düşünür ve vazifelerini yerine getirir.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
ŞEHRİMİN YANLIZLIĞI11 Ekim 2018

REKLAM


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi