ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI KÜNYE İLETİŞİM

REKLAM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

28 ŞUBAT'TA ROL ALNLARIN HEPSİ HÜCREYE ATILMALIDIR.

GÜLAY  GÖKTÜRK

13 Mayıs 2012, 11:37

GÜLAY GÖKTÜRK

Yıldönümü dolayısıyla son bir haftadır post modern 28 Şubat’la ilgili kimisi doğru kimisi yanlış o kadar çok yorum yapılıyor ki, artık bunaldık, televizyon izleyemez olduk.

Konuyla ilgili , , nerdeyse hergün karşımızda yerini alıyor.

Solcu olduğu halde Erbakan Hocaya övgüler dizenleri mi ararsınız, 28 Şubat döneminde ortalarda görünmezken bugün zamanın darbeci komutanlarının yargılanması için çağrı yapanları mı ararsınız, vaktiyle bu darbeyi savunduğu halde şimdi günah çıkaran kemalist gazetecileri mi ararsınız, kısacası ne ararsanız mevcut.

Bunların tabi bir kısmı olması gereken şeyler. Demokrasinin daha da geliştirilmesi açısından geçmişle yüzleşmek mutlaka fayda sağlayacaktır. Bu darbeyle ilgili tüm detaylar halka açıklanmalı ve tartışılmalıdır. Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ancak benim anlayamadığım şey, 28 Şubat faciasının yaşanmasında belki dönemin aktif generalleri kadar sorumluluğu bulunan Erbakan Hoca’nın bu olayın tek mağduru imiş gibi anlatılıp, dahası bir kahraman gibi kutsanmaya çalışılması.

Bir kaç gün evvel, Kanal A Genel Yayın Yönetmeni, değerli hemşerimiz (Andırın’lı) Alper Tan, her zaman olduğu gibi yine çok güzel bir yorum yaptı. İzlemeyenlerin bulup mutlaka bakmasını tavsiye ederim. görüş gibi tutarsız bir ideolojiye ilgi duyanların özellikle izlemesinde fayda var.

Özetle diyor ki Alper Tan: Erbakan Hoca, ‘’Taksim’e cami yapacağız, Üniversite rektörleri türbanlı kızlarımıza selam duracaklar’’ gibi laik kesimi bilinçli bir şekilde tahrik eden iddialı konuşmalar ve ‘’cemaat ve tarikat lideri hocalara başbakanlıkta iftar yemeği verme’’ gibi lüzumsuz hareketleri yapmamış olsaydı, belki bu darbe vuku bulmayacaktı.

Erbakan Hoca adeta bir işbirlikçi gibi bu tahrik edici konuşma ve hareketleri yapmış, zaten bahane arayan darbeci zihniyetin eline kırk yıl arasalar bulamayacakları bir malzeme vermiştir.

Devamla, Erbakan Hoca bu darbenin mağduru değildir; tam aksine mağdur edenler safında yer almaktadır. Refah partisi ve ona oy veren insanlar mağdurlar safındadır ama Hoca ve çok yakın mesai arkadaşlarından Oğuzhan Asiltürk, Şevket Kazan gibi şahıslar mağdur edenler safındadır.

Sevgili hemşerim Alper Tan, ben biraz daha ileri gidiyorum ve diyorum ki: Erbakan Hoca eğer işbirlikçi olmamış olsaydı, hem bu kadar iddialı konuşmaları yapıp, hem de MGK’da önüne konulan 19 maddelik belgeyi imzaladıktan sonra Demirel vari bir şekilde şapkasını alıp gitmezdi, darbecilere karşı mücadele eder, belgeyi imzalamaz ve halkın gözünde kahraman olurdu.

Yattığı kutsal yerden bizi duyma şansı var mı, bilemiyorum ama Erbakan Hocaya soruyorum: Madem dipçiğin ucunu görünce arkana bakmadan kaçıp gidecektin, niye millete bu kadar gazı verdin ve binlerce dindar insanımızın ve zavallı kız çocuklarının yıllarca zulüm görmesine sebep oldun?

Diğer sorum: 28 Şubat sürecinde neler yaşandığını, siyasilere nasıl tehditler ve şantajlar yapıldığını, başından geçen anıları neden  sonradan tek kelimeyle bile olsa açıklama gereği duymadın, sessiz kaldın ve mezara götürdün Sayın Erbakan Hoca? Bu soruların cevabını kimse merak etmiyor mu?

Bana göre, Erbakan Hoca eğer işbirlikçi değil ise, katıksız bir siyasi korkaktır. Bunun böyle olduğunu konuya at gözlüğü ile bakanlara anlatmak zordur ama objektif gözle bakanların takdir edeceğini düşünüyorum.

Rahmetli Hocanın öteden beri mavracı ve hayalci bir siyasi olduğunu zaten bilmeyen yoktur; ama işin içine biraz komedi soktuğu için olsa gerek bu güne kadar kimse bunu dile getirmeye pek yanaşmamıştır.

Hoca, yıllarca ‘’ağır sanayi hamlesi’’ diye ülkenin cahil insanlarını kendi saflarına çekmeye çalışmıştır ama bir Allahın kulu çıkıp, ‘’yahu hoca, tamam ağır sanayii kuralım da, bizde daha sanayinin hafifi, ortası bile yok, bu durumda kuracağımız ağır sanayi nasıl ayakta duracak, kime satacağız bu ağır sanayi ürünlerini?’’ dememiştir.

Hoca işte, eğitiminin bir bölümünü geçirdiği Almanya’daki sanayi hamlesinden o kadar etkilenmiş ki, Türkiye’nin bir kaç yılda Almanya olabileceğini sanmaya başlamış.

Tabii ekonomi biliminin gerçeklerinden haberdar olmayan cahil halk kesimleri bu tür iddialı söylemlere her zaman kolay tav olmuştur. Hoca da bunu siyasi hayatı boyunca zaman zaman iyi değerlendirmiştir. Popülistlikte sınır tanımayan Hocanın siyasi benzerleri ise Demirel, Ecevit ve Kılıçdaroğlu gibi beynen sosyalist olan liderlerdir.

Benim öteden beri kelime anlamını bir türlü bulamadığım bir kavram var: ‘’’’.

Bu ne demek Allah aşkına? Bu tabirle ‘’Milliyetçi görüş’’ mü kastediliyor sizce? Sanmıyorum, eğer öyle olsaydı Hoca, iktidara geldiğinde Türki devletleri bir tarafa bırakıp müslüman devletlerle ekonomik ittifak kurmaya çalışmazdı? Üstelik, Türkiye’de milliyetçiliğin partisi ve ekolü belli: .

Peki, o zaman Erbakan Hoca neden ‘’Milli görüş’’ tabirini kullanmıştır? Cevap veriyorum: Tabi ki, ‘’ görüş’’ tabirini kullanmaya korktuğu için.

Hadi bu korkaklığı da bir yere kadar anlarım; çünkü Türkiye’de geçmişte İslam düşüncesi mevcut kurulu sistemin baş düşmanı olarak görülüyordu. Yapısı itibariyle zaten pek cesaretli bir insan olmayan Hoca’nın böyle bir yöntem belirlemiş olmasını çok eleştirmem. Bu biraz haksızlık olur.

Ancak şunu anlamam: Madem ‘’Milli’’ derken aslında ‘’İslami’’ demek istiyorsunuz; o zaman ona uygun davranın be kardeşim. Bakıyorum Milli görüş önderlerinin davranışlarına, islami bir yan göremiyorum. Siz görebiliyor musunuz?

28 Şubat süreci, milli görüşün aslında İslam ile uzaktan yakından ilgisi olmayan uyduruk bir ideoloji olduğunu bize göstermiştir. İslamı savunuyoruz görüntüsü altında, en büyük zararı kendilerine oy veren dindar insanlara vermişlerdir.

Bugün bazı meşhur milli görüşçülerin çıkıp Ergenekon ve Balyoz paşalarını ‘’vatansever’’ ilan etmesini bazılarınız ‘’beyin sulanmışlığı’’ ile açıklayabilir ama ben konunun bu kadar basit olmadığını, işin içinde başka ilişkilerin de var olabileceğini düşünüyorum.

Bunu söylerken milli görüş fikrine safiyane düşünceyle inanan halk kesimlerini tenzih ediyorum. Bu işlerde tabi ki onların bir kusuru yok.

Neyseki bu uyduruk milli görüş ideolojisine bugün çok fazla itibar eden yok. O yüzden yüksek oylar alabiliyor, Milli görüş çizgisindeki Saadet Partisi ise artık oyları bölemiyor.

Heyhat, yoksa eskiden milli görüşe giden oylar bugün artık Ak Partiye gitmesin diye mi, Aydın Doğan Medyasında her gün Erbakan ve takım arkadaşlarına övgüler diziliyor? Olur mu, olur. Şeytan her zaman soldan çarpmazmış…

Esen kalın.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
ŞEHRİMİN YANLIZLIĞI11 Ekim 2018

REKLAM


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi