ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI KÜNYE İLETİŞİM

REKLAM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN KATLETTİĞİ İSMAİL GÜNEŞ'İN  EŞİ   AĞLATTI

ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN KATLETTİĞİ İSMAİL GÜNEŞ'İN EŞİ AĞLATTI

Editör HATİCE ZÜMER

Şehit Gazeteci İsmail Güneş'in eşi Yasemin Güneş, İstanbul'da yapılan anma töreninde eşinin hatıralarını anlatırken hem ağladı hem ağlattı.

Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası (BEM-BİR-SEN) İstanbul 7 NO’lu Şube Başkanlığı, 25 Mart 2009 günü Kahramanmaraş Keş Dağı’nda düşen helikopterde hayatını kaybeden İHA muhabiri Gazeteci İsmail Güneş için doğum gününde anma töreni düzenledi.

Ümraniye Belediyesi Evlendirme Dairesi Kültür Merkezi’nde düzenlenen anma programa, İsmail Güneş’in Sivas’ta yaşayan eşi Yasemin Güneş ve oğulları Tuluğhan ile Çağan Güneş’te katıldı. Geceye, BEM-BİR-SEN Genel Başkan Yardımcısı Levent Uslu, Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can, AK Parti Üsküdar Belediye Başkan Adayı Hilmi Türkmen ve çeşitli sivil toplum kuruluşu teşkilatı yöneticilerinin yanısıra çok sayıda davetli katıldı.

Anma programı, İstiklal Marşıve İmam-ı Azam Camii İmamı Osman Osmanoğlu’nun Kuran-ı Kerim okumasıyla başladı.

“OLAYIN ÜZERİNDEKİ SİS PERDESİNİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

Gecenin açılış konuşmasını yapan Bem-Bir-Sen İstanbul 7 No’lu Şube Başkanı Niyazi Karakoç, sosyal sendikacılık adına daha önce bu tür etkinliklere imza attıklarını ifade ederek  “Geçen yıl BBP Kurucu Lideri Muhsin Yazıcıoğlu için anma programı düzenlemiştik. Bu sene de, o helikopterde bulunan ve şehit olan gazeteci İsmail Güneş’i doğum günü olan 15 Şubat’ta anmak istedik. Eylem sendikacılığı yerine hizmet sendikacılığı yapmayı amaçlıyoruz. O helikopterde bulunan Gazeteci İsmail Güneş’i ve ailesini unutmak ve unutturmamak istedik. Şaibeli olayın üzerindeki sis perdesinin aralanması için sendika olarak takipçi olacağız” dedi.

HASAN CAN: ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKIYOR

Organizasyona ev sahipliği yapan Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can ise konuşmasında , “İsmail Güneş kardeşimiz, hepimizin bildiği gibi, kaza mıdır başka bir şey midir bilemediğimiz helikopter kazasında hayatını kaybetmiştir. Rabbim İsmail Güneş, Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarına rahmet eylesin.

Kazadan kısa bir süre önce partisiyle pirlikte seçim çalışması yapmak için Ümraniye’ye geldiğini hatırlatan Hasan Can “Çok sevdiğim, hürmet ettiğim bir zattı. Buluştuğumuz bir etkinlikte, başka bir programım nedeniyle erken konuşma istemiştim. Konuşmamda, iradem dışında alışık olmadığım saygın bir üslupla hitap etmiştim. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Mevlam acıyla beraber sabrını da veriyor. Acılar, ilk yaşadığımız gibi kalsa insanoğlunun yaşaması mümkün değil” diyerek ailesine sabır dileklerinde bulundu.

GÜNEŞ AİLESİNE TAM DESTEK

Gecede konuşma yapan, Bem-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Levent Uslu,  Üsküdar Belediye Başkan Adayı Ak Partili Hilmi Türkmen ise İsmail Güneş ve ailesine sabırlar dileyerek, bundan sonra her ne ihtiyaçları olsa yardıma hazır olduklarını belirterek destek sözü verdiler.

“CİNAYET DAVASI AÇILMASI GEREKİR”

Muhsin Yazıcıoğlu dahil 6 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasının konu edildiği Kanlı Çukur kitabının yazarı Köksal Akpınar ise İsmail Güneş’in ölümüyle ilgili cinayet davasının açılması gerektiğinin altını çizdi.

YAŞADIKLARINI ANLATAN YASEMİN GÜNEŞ DAVETLİLERİ AĞLATTI

Geceye katılan davetliler, İsmail Güneş’in eşi Yasemin Güneş’in kaza anında ve sonrasında yaşadıklarını anlattığı duygusal konuşmayı pür dikkat dinledi. Davetlilerden çoğunun gözyaşlarına hakim olamadığı dikkat çekti.

İşte Yasemin Güneş’in o konuşması;

“Salı günün akşamı saat 22.00 sıralarında BBP İl Başkanı Erhan Üstündağ, İsmail’i telefonla aradı ve Çarşamba günü Maraş’a miting için gideceklerini, Genel Başkan Muhsin Yazıcıoğlu’nun İsmail’in de gelmesini istediğini söyledi. Bu görüşmeden sonra İsmail, koltuğa oturdu saçını kıvırmaya başladı. Genelde bir şey düşünürken bu hareketi yapardı. Gidip gitmemek konusunda düşünceliydi. “Neden düşündüğünü” sorduğumda bana “Ya bilmiyorum, gitsem mi gitmesem mi?” dedi. “Hayret sen düşünmezsin genelde” dedim. “Sence” diye sordu bana “git desem gitmeyeceksin gitme desem gideceksin. Bilmiyorum” dedim. Cevabı “Muhsin Başkan beni istemiş gideyim, beni sever” oldu.

O gece bir rüya gördüm. Rüyamda, İsmail eve erken geliyor, odamızda uyumaya hazırlanırken bir anda yatağın ortasına gelecek şekilde duvara asılmış olan rahmetli babamdan kalan tespih gözüme takıldı. Tespih, altı tane olmuş hem de yeni cilalanmıştı. İsmail’e “Sen mi cilalatın?” dediğimde “hayır” cevabını verdi. Tam o sıra da İsmail’in olduğu taraftan Aksakallı dede geldi. Elinde altı asa vardı, yepyeni. O sırada yatak ikiye ayrıldı. İsmail git gide benden uzaklaştı ve kayboldu.

Sabah kahvaltı yaparken rüyamı anlattım İsmail’e. O’da güldü ve “üstün açık kalmış” diyerek esprili cevap verdi. 

Sohbetten sonra kalktı, her zamanki gibi çocukları öptü, Maraş’a habere gideceğini anlattı. Yola çıkarken ve dönerken aramasını istedim, “Tamam” dedi. Tam apartmandan çıkarken tekrar arkasına döndü baktı, sanki son bakış gibiydi. Eliyle güle güle yaparak giderken, neden baktığını sordum “bakamaz mıyım?” cevabını verdi ve gülümsedi.

Helikoptere binerken aradı. Maraş’a indiklerinde de aramasını istedim. Maraş’a indikten sonrada aradı miting alanına gittiklerini söyledi. Tekrar dönüşte de aramasını istedim “ararım” dedi. Aramadı. En son konuşmam Maraş’a indiklerinde oldu. Bir daha aramadı.

İsmail çok iyi bir gazeteciydi. Haberi yorumsuz yazardı. Bu yüzden İsmail’i herkes severdi. Gazetecilik İsmail için meslek değildi aşktı. Bu yüzden hayatındaki sıralama;  haber, oğulları, yemek ve en son ben gelirdim. Telsizi gece uyurken bile dinlerdi. Telsizden uykusunda bile anons geçse duyar uyanır giderdi. Haber çıktığında gözleri parlardı her habere aynı heyecanla giderdi. Bel fıtığı vardı yürüyemezdi ama o anda telsizden önemli bir olayla ilgili anons geçtiğin de hemen iyileşir canı yansa da giderdi. Hiçbir şey engelleyemezdi.

Eğer bir gazeteci ile evlenecekseniz her türlü sürprize hazır olmanız lazım. Bunun nedenini şu örnekle anlatayım; Nişanımızın olduğu gün Kayseri bölge müdürü ve müdürlüğe bağlı arkadaşları Sivas’a geliyorlardı. İsmail’e şaka yapmayı kararlaştırıyorlar. İsmail’i arayıp Zara’da helikopter düştüğünü, oraya gitmesini söylediler. Bir bana baktı, birden “habere gitmem gerekiyor” dedi. Sonra arkadaşları bulunduğumuz odaya geldi şaka yaptıklarını söylediler. Eğer o gün, o şaka doğru olsaydı kesinlikle beni öyle bırakıp habere giderdi. Çünkü salonda diğer rakip ajansta çalışan arkadaşları vardı. Onlar gidince haberi atlamış olacaktı. İsmail haber atlattığı zaman yada atlatıldığı zaman yüzünden net olarak okunurdu. Haber atlattığı zaman büyük bir keyifle gelir anlatırdı gülerdi. Ama haber atladığında kapıyı açar açmaz yüzünden anlardım. Gözlerinden ateş çıkardı. Saatlerce konuşmazdı. Yemeğini yer haberlere bakardı. Saat ilerleyip sakinleşince atladığı haberi anlatırdı.

Kazayı öğrendiğimde arkadaşımın evindeydim. Normal zamanda İsmail canlı yayınlara çıkacağı zaman seyredip yorum yapar şaka yapıp kızdırırdım. O gün hiç açtırmadım televizyonu. Telefonum çalmaya başladı. Önce İsmal’in amcaoğlu aradı, nerede olduğunu sordu. Sonra arkadaşı. Ve en sonunda ablası aradı, kaza geçirdiklerini durumunun iyi olduğunu, Kayseri’ye götürüyorlarmış, Haber gelince Kayseri’ye gideceğimizi söyledi. O anda helikopterle seyahat ettiği aklımdan çıkmış trafik kazası geçirdiğini düşündüm.

Miting alanından dönüşte. beni almaya geldiler, çocuklar yanımdaydı. Onları kardeşime bıraktık, anlamasınlar diye yanlarında ağlamadım. Sonra arabada aklıma helikopter geldi, O aralar çok uçak kazası oluyordu. İnşallah helikopter düşmemiştir dedim. Eve geldiğimde televizyondan gördüm ki helikopter düşmüş, Kayseri’ye götürülme bilgisi yanlışmış arama çalışmaları başlamıştı.

Aslında ilk başta insanın tüm algıları duruyor, anlamıyorsunuz neler oluyor diye. Derken televizyonlardan İsmail’in sesi yayınlandı. Çok umutlanmıştık. Gidip alıp gelecekler bizde yanına gidecektik. Kurtulmuştu çünkü. Hiç bulamayacakları, hiç fenalık yapacaklarını düşünmemiştim. Benim ülkem güçlüydü bulup getireceklerdi. Saatler dakikalar, saniyeler, geçmemeye başladı. Kabus dolu günlerdi. Öldü mü yaşıyor mu gelecek mi gelmeyecek mi? İnsanlar geliyor. Biri geliyorlar yaşadığı haberi almışlar geçmiş olsun diyorlar, bir saat sonra başkası geliyor başınız sağolsun diyorlardı. Ne düşüneceğimi, kimi düşüneceğimi bilemiyor insan. Bir yanda İsmail bir yanda çocuklar.

48 saat sonra helikopter bulundu. İsmail helikopterde yoktu. Diğer ailelerin cenazeleri geldi. Defnedildi. Biz hala bekliyorduk. Bir taraftan çocuklar teyzemde idi. Tuluğhan da Çağan da uzun süre bir yere bırakmadığımız için onlarda huzursuzdu. Tuluğhan beni arattırıyor yanına gitmemi istiyordu. En zor an o andı. Onlara bir şey hissettirmemekti. Ağlamamam gerekiyordu. Gülmem lazımdı. Ama babalarını soracaklar diye de korkuyordum.

Kazanın ikinci gününde Tuluğhan’ın yanına gittiğimde “anne babam nerde, beni neden aramıyor gelmedi mi haberden? diye sordu.  Çünkü İsmail gündüzleri muhakkak arar konuşurlardı. İki gündür aramamıştı. “Telefon çekmiyor” dedim. “Kar varmış yol kapanmış” dedim. Çünkü sorduğu sorunun cevabını bende bilmiyordum, nerede ne zaman gelecek. Yaşıyor da diyemiyordum öldü de. Biz de bilmiyorduk cevabı.

BAŞBAKAN ERDOĞAN SÜREKLİ BİLGİ VERDİ

Herkes cenazesine kavuştu defnettiler İsmail hala aranıyordu. Herkesten ayrı bir ses çıkıyordu. Sivas Valisi Veysel Dalmaz’ı aradım. Beni başbakanla görüştürür müsünüz dedim. Yalan yanlış saçma sapan haberler yüzünden sinirlerim bozulmuştu. Kimse sağlıklı bir haber vermiyordu. Görüşme talebim üzerine Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan aradı. Arama çalışmaları durmuştu. Rica ettim, İsmail bulunana kadar aramaların sürmesini istedim. Arama çalışmalarının devam ettiğini, bulunana kadar devam edeceğini ve haber kirliliği olduğunu, haber izlemememi tavsiye etti. Bende, ölü ya da bulmalarını istedim. Daha sonra sağolsun hem gündüzleri hem de gece 02:30 sıralarında arayıp, arama çalışmalarıyla ilgili bilgi verdiler. Çok hoşuma gitmişti. Annemle İsmail’in ablasına; “Bir ben, bir de başbakan uyumuyoruz” dedim.

Gecenin bir saati arayacağı hiç aklıma gelmemişti. Ve derken uykusuz geçen 117 saat sonra saat 13.00 civarında başbakan Recep Tayyip Erdoğan tekrar aradı ve İsmail’in bulunduğunu ama sağ olarak bulamadıkları için üzgün olduğunu söyledi.

İsmail’in Sivas’a getiriliyordu çok kalabalık uzun bir konvoy vardı. En önde ambulans. Arkasında biz, Sivas caddelerinden geçerken insanlar kaldırımlarda duruyor, erkekler ceketlerini ilikleyip saygı duruşunda bulunuyorlardı, başları önlerinde eğik; “ Kurtaramadık bizi affet” der gibi. Kadınlar ellerini açıp dua ediyorlardı yol boyunca. Defnedileceği gün basın lisesi öğrencileri yol boyu “İsmail abi hakkını helal et” diye bağırıyorlardı. Sivas’ta kötü bir hava vardı o beş gün boyunca hava bile ağlıyordu resmen. Ve İsmail 1 Nisan’da şaka gibi defnedildi.

BABAM ÖLDÜ BİRDAHA GELMEYECEK

Tuluğhan’a söylememiz gerekiyordu. Çağan 3 yaşındaydı daha. Tuluğhan’ı karşımıza aldık, bir psikiyatristtin desteğiyle anlattık. Yutkundu; “Demek ki Allah babamı daha çok sevmiş” dedi. En acı sözdü. Tabutunun bayrağını yere serdi ve üzerine yattı. Sabah kalktığımızda kreşe gitmek için hazırlanıyorlardı. Çağan “Anne babam ne zaman gelecek?” dedi, Tuluğhan o gün 5 yaşında ağabeylik görevini anladı banyodan Çağan’a; “Çağan, babam öldü bir daha gelmeyecek, anneme sorma” diye bağırdı.

Çağan bir daha sormadı. Ama Tuluğhan’ın psikolojisi bozuldu. Yaramazlık yapmamaya başladı, saçları döküldü üzüntüden. İki yıl tedavi gördü. Defalarca sorular sormaya başladı.Büyüdükçe daha mantıklı sorular soruyor. Babam yaşıyordu nasıl öldü? diye. Yaşıyordu ama beş gün sonra buldular donarak öldü diyemiyorum. Bu cevabı umarım inandığımız güvenmeye devam edeceğim devlet büyüklerinin ve adaletin yardımıyla umarım cevabının söylerler.

Tuluğhan’a Çağan’a en büyük hediye ve güven duygusu bu olur. Tuluğhan’a, Çağan’a. Çünkü İsmail yani babaları yardım çığlıkları ata ata hayata gözlerini yumdu.

BABALARININ DOĞUM GÜNÜ PASTASINI KESTİLER

İsmail Güneş’ hayat hikayesinin anlatıldığı belgesel tadındaki sinevizyon gösterisinin de yapıldığı anma programı, Yasemin Güneş ve oğulları Tuluğhan ile Çağan Güneş’in doğum günü pastasını kesmesiyle son buldu.

İSMAİL GÜNEŞ’İN OĞULLARINA HEDİYE YAĞDI

Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can, Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, Kendisi de Sivaslı olan Sancaktepe Belediye Başkanı İsmail Erdem ve Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara, Güneş ailesini hediye yağmuruna tuttu. Aileye, giyecekten, bilgisayara, fotoğraf makinasından çeşitli oyuncaklara kadar hediyeler verildi.

Hediyeleriyle, İsmail Güneş’in oğulları Tuluğhan ve Çağan Güneş’i sevince boğan belediye başkanları, Güneş ailesine maddi manevi destek sözü verdiler. 

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

SİYASET & GÜNDEM

İMAMOĞLU İSTANBUL'U SİLDİ SÜPÜRDÜ AKEPE KOMA'DA

İMAMOĞLU İSTANBUL'U SİLDİ SÜPÜRDÜ AKEPE KOMA'DA 23 HAZİRAN 2019 YEREL SEÇİMLERİNİN GALİBİ OLAN EKREM İMAMOĞLU AKEPE'Yİ ADETA TALAŞ ETTİ. AKEPE TARİHİNDE HİÇ YE...

YAZAR SEMA MARAŞ'LIDAN AKP YE ÇAĞRI HÜKÜMET VE FEMİNİST KADIN DERNEKLERİ.

YAZAR SEMA MARAŞ'LIDAN AKP YE ÇAĞRI HÜKÜMET VE FEMİNİST KADIN DERNEKLERİ. Feminist kadın dernekleri bu günlerde hiç durmadan çalışıyorlar. Belli ki Avrupa Birliği parayı bol basmış. Bu dern...
ŞEHRİMİN YANLIZLIĞI11 Ekim 2018

REKLAM


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi