ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI KÜNYE İLETİŞİM

REKLAM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
İHLAS MAĞDURLARDAN ENVER ÖREN'E : HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ ATEŞİN BOL OLSUN.

İHLAS MAĞDURLARDAN ENVER ÖREN'E : HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ ATEŞİN BOL OLSUN.

Editör HATİCE ZÜMER

Hastanede tedavi altında olan eski İhlas finans sanığı Enver Ören vefat etti.bakalım ahirette hakkını yediği binlerce insanın hesabını ALLAHa nasıl verecek.o dönemde borç krizine girip intihar edenler bile olmuştu dolandırıcı enver ören oralı bile olmamıştı BAKALIM MAHKEMEİ KÜBRADA NE YAPACAK ACABA?

İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Enver Ören hayatını kaybetti. Bir süredir böbrek yetmezliği tedavisi gören Ören, iki gündür yoğun bakımdaydı.

Ören'in cenazesi yarın Eyüp Sultan Camii'nde ikindi namazının ardından kılınacak cenaze namazından sonra Eyüp Sultan Mezarlığı'nda kayınpederi Hüseyin Hilmi Işık'ın yanına defnedilecek.

ENVER ÖREN KİMDİR?

1939'da Denizli'nin Honaz ilçesinde doğan Enver Ören, ilk ve Orta tahsilini Denizli'de bitirerek Kuleli Askeri Lisesi'ne, oradan da İstanbul Üniversitesi, Fen Fakültesi'ne girdi. Ören, 1961 yılında lisans öğretimini tamamladıktan sonra kazandığı NATO bursu ile, bir buçuk yıllığına mesleki çalışmalar yapmak üzere Napoli'ye gitti.

Bir süre üniversitede çalışan Ören, 1970 yılında üniversiteden ve akademik hayattan ayrıldı ve birkaç arkadaşıyla birlikte gazeteciliğe başladı. Çıkardığı gazete önce Hakikat Gazetesi sonra Türkiye Gazetesi adını aldı. İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkan olan Enver Ören, Mücahit Ören'in babası, Hüseyin Hilmi Işık'ın damadı.

ERDOĞAN ZİYARET ETMİŞTİ

Başbakan Erdoğan, geçtiğimiz günlerde Ören'i tedavi gördüğü hastanede ziyaret etmişti.

 
 
 
İŞTE 17 KASIM 2005 TARİHLİ GAZETE HABERLERİ YORUMSUZ :
 
 
 
 
ENVER ÖREN BERAAT ETTİ.

Faaliyeti 2001'de durdurulan İhlas Finans Kurumu'nda 'faizsiz bankacılık' adı altında, vatandaşı yaklaşık 1 milyar dolar dolandırmakla suçlanan İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Enver Ören ve 6 şirket yöneticisi beraat etti.

Mücahit Ören'e ceza

Aynı davada yargılanan Ören'in oğlu Mücahit Ören ile aralarında tasfiye kurulu üyesi Ayhan Apak'ın da bulunduğu 2 yönetici ise 1 yıl 4'er ay hapse mahkum edildi.

Bakırköy 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın son duruşmasında, şirket yöneticilerinden tutuksuz
sanık Mustafa Ruşen Selçuk hazır bulundu.

Sağlık problemleri nedeniyle hiçbir duruşmaya gelmeyen Enver Ören ile yine tutuksuz yargılanan diğer şirket yöneticileri Mücahit Ören, Mehmet Savaş, Ayhan Apak, Ali Tugay Gölbaşı, Mehmet Kervancı, Hilmi Işık Bağ, Mesut Uğur ve Recep Süleyman Özdil de duruşmaya katılmadı.

Cumhuriyet Savcısı Ömer Korkmaz, daha önce verdiği mütalaasını tekrar ederek, bütün sanıkların beraatını talep etti.

Savcı Korkmaz, "Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır. Bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi sanıklara isnat edilecek kusur, basiretli bir tacir gibi davranmamış olmalarıdır. Basiretli bir tacir gibi davranmamanın neticesi, konkordato, iflas, icra takibi veya alacak davası olabilir. Dosyanın içeriğindeki belgeler incelendiğinde sanıklara isnat edilecek bir dolandırıcılık suçunun unsurları mevcut değildir. Olay hukuki niteliktedir. Bu nedenle tüm sanıkların ayrı ayrı beraatlarına karar verilmesi mütalaa olunur" dedi.

"Enver Ören'in kurumda sıfatı yoktur"


Mütalaa üzerine söz verilen şirket avukatlarından Abdurrahman Gök, "Mütalaaya katılıyoruz. Müvekkillerimden Enver Ören'in İhlas Finans Kurumu'nda herhangi bir sıfatı yoktur. Diğer müvekkillerimin de herhangi bir kusurları, kasıtları mevcut değildir. Hukuka uygunluk bulunmaktadır ve Türk Ticaret Yasası'na aykırılık söz konusu değildir" diye konuştu.

Verilen 45 dakikalık aranın ardından kararını açıklayan Mahkeme Heyeti, sanıklardan Enver Ören, Mehmet Savaş, Mesut Uğur, Hilmi Işık Bağ, Mehmet Kervancı, Recep Süleyman Özdil ve Mustafa Ruşen Selçuk'un, 'dolandırıcılık suçu işlediklerinin sabit olmaması' nedeniyle beraatlarına hükmetti. Mücahit Ören, Ali Tubay Gölbaşı ve Ayhan Apak ise "Nitelikli dolandırıcılık" suçundan 2'şer yıl hapse çarptırıldı. Suç birden çok kişiye karşı işlendiği için sanıkların cezaları dörtte bir oranında arttırılarak, 2'şer yıl 6'şar aya çıkarıldı.

Ancak sanıkların haklarında soruşturma başlayıp, iddianame ile dava açıldıktan sonra kovuşturma döneminde karar verilmeden önce mağdurların zararlarının büyük bölümünü tazmin edip, karşıladığı ve zararı karşılanan müştekilerin de şikayetçi olmamaları nedeniyle TCK'nın 168/2-4'üncü maddesi uygulanarak, cezalarında üçte bir oranında indirim yapıldı. Sanıkların 1 yıl 8'er ay hapse inen cezaları, suçtan sonraki uygulama sürecindeki davranışları gözönüne alınarak, 1 yıl 4'er aya indirildi. Ayrıca 69'ar YTL de adli para cezasına çarptırıldılar.

BDDK'nın takipsizlik isteği reddedildi

3 yıldır yargılamayı sürdüren Bakırköy 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi, BDDK Veklinin görülen davayı "Görevsizlik" kararı verilerek İstanbul 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi 'ne gönderilme talebini ise "İhlas Finans Kurumu Bankalar Kanununa tabi olmadan tasfiyeye girmiş bulunmaktadır"diyerek reddetti.
 
 
 

2010 YILI GAZETE HABERLERİ : YORUMSUZ : Sabahattin Önkibar Dr. Enver Ören'in yanındaki ETÖ Ajanı mıydı?

Sabahattin Önkibar ismi Türkiye Gazetesi ve İhlas Holding Patronu ve abisi Dr. Enver Ören ile birlikte anılırdı. O yıllarda Türkiye Gazetesi Zaman Gazetesi'nin şu an ki etkisine sahipti. Türkiye'deki tüm yeni icatlar İhlas Grubu'ndan çıkardı.

Türkiye'deki ilk islami gazete, ilk islami televizyon, ilk haber ajansı Dr. Enver Ören'e aittir. İHA'dan önce de AA gibi başka haber ajansları vardı ancak İHA kadar yaygın olanı yoktu. İHA kısa sürede Türkiye'de marka olmuştu.


Türkiye Gazetesi'nin ilk kuruluşu Hakikat Gazetesi adıyla 22 Nisan 1970 yılındadır. 29 Mart 1972 tarihinde Türkiye Gazetesi ismini almıştır.

Türkiye'de abonelik sistemini ilk uygulayan Türkiye Gazetesi ile Dr. Enver Ören'dir. O da bu sistemi Japonlardan almıştır. 10 Aralık 1989 tarihinde 1.424.350 tiraja ulaşmıştır. Bugüne kadar da bu rekor kırılamamıştır. En yakın takipçisi Zaman bir milyon sınırında dolaşmaktadır.

Türkiye Gazetesi, İHA ve İhlas Küçük Ev Aletleri'nden sonra Dr. Enver Ören'in en büyük projesi İhlas Finans'tır. İhlas Finans, 28 Nisan 1995 tarihinde kurulmuştur. İhlas Holding bünyesindeki bu faaliyetler tüm Türkiye'de göz kamaştırmıştır.


İşte İhlas Grubu'nun en parlak zamanlarında Sabahattin Önkibar Dr. Enver Ören'in en yakınlarındadır. Sabahattin Önkibar 'ın Türkiye Ankara Temsilciliği'nden ayrılması ile İhlas Finans'a el konulması aynı tarihtedir.

Yıl 2001...

Bu tarih aynı zamanda İhlas Grubu'na, Dr. Enver Ören'e yapılan bir operasyon niteliği de taşır.


Kaba hatlarıyla bu bilgileri verdikten sonra Sabahattin Önkibar'ın 30 Mayıs 2012 tarihli yazısına bakalım.




“Bülent Ecevit'i kim öldürmek istedi?”

Yıl: 2001.
Ekonomik kriz patlamış, bütün Türkiye gibi İhlas Holding de buhranda!
İşte o günlerde Enver Ören aradı: “Sabahattin, havalimanından arıyorum, Holding olarak çok zordayız. Başbakan ile derhal görüşmemiz gerekiyor, bunu bu akşam sağlayabilir misin?”

Aynı günün akşam saatlerinde Enver bey ile beraber Başbakan Ecevit’in huzurundayız.

Ecevit’in yanında her zaman olduğu gibi Hüsamettin Özkan var.

Enver Ören hemen söze girdi: “Sayın Başbakanım çok zordayız. Sizden para istemiyorum. Ben İsrail Bankalarından 100 milyon dolar buldum. Bana devlet bankaları teminat mektubu versin yeter. Başka bir şey istemiyorum.”

Rahmetli Ecevit bu isteme dehşet bir karşılık veriyor: “Sayın Özkan Enver bey para istemiyor, mektup istiyor. Yazın bir mektup, verin gitsin!”

Hüsamettin Özkan ile göz göze geliyoruz. O an ikimiz de dudaklarımızı ısırıyoruz zira Türkiye’nin Başbakanı devlet bankalarının vereceği teminat mektubunun aslında para demek olduğunu bilmiyor ya da unutmuş!

Özkan cevap veriyor: “Efendim teminat mektubu demek zaten para demek.”

Ecevit: Öyle mi?

Bu anekdotu aktarmaktaki maksadım Sayın Ecevit’in son döneminde gerçekten hasta olduğunu nu ortaya koymak ve bu hastalığın devlet yönetimini engellediğini ifade etmek içindir.

Buradan hareketle Ecevit’le ilgili olarak o dönem çıkan hastalık haberlerinin gerçekliği bağlamında eksik var, fazla yoktur!

Gelelim hastanedeki öldürme ya da iş göremez raporu tezgâhı iddialarına?

Rahşan Ecevit de açıkladı Koruma Müdürü Recai Birgün’ın beyanları hezeyandır ve bir yerlerden intikam alma ile diğer yerlere yaranma adınadır!

Prof. Haberal cerrah olduğu için hiç zaman Ecevit’in doktoru olmamış sadece rektör sıfatı ile kamuoyunun önüne çıkmıştır. Dolayısı ile Haberal’ı Ecevit suikastçısı gibi sunmak ve görmek insafa sığmaz! Eğer bu iddia ciddiye alınıyor ise Haberal’dan önce Hüsamettin Özkan’ın hesap vermesi gerekir çünkü her şey onun kontrolünde idi!

Bu arada Ecevit’in o günlerdeki hastalığı ve fiziki yetersizliği Çankaya Köşkü’nden Genelkurmay’a pek çok çevreyi üzmüş ve düşündürmüştür lakin çirkin şeylere tevessül edildiği iddiaları yakıştırmadır çünkü takdir edeceğiniz gibi bir Başbakan’a bölükler ya da guruplar halinde komplo ya da tezgâh kurulmaz!



Sabahattin Önkibar'ın yazısı daha devam ediyor. Ancak Dr. Enver Ören ile ilgili olan tarafı bu kadar...


Şimdi Sabahattin Önkibar'ın bölümü başlıyor!

Sabahattin Önkibar Dr. Enver Ören'in parlak dönemlerinde en yakınlarında bulunan isim iken, Dr. Enver Ören yıkılırken ilk kaçanlardan. Acaba Sabahattin Önkibar İhlas Grubu'nun içine Ergenekon tarafından sokulmuş bir ajan mıydı?

Neden yıkılırken bırakıp gitti?


Türkiye'nin alternatifsiz büyüyen en başarılı grubu olan İhlas Grubu'nun yıkılışında Sabahattin Önkibar'ın ve çok savunduğu Mehmet Haberal'ın şu an yargılandığı Ergenekon Terör Örgütü'nün parmağı var mıydı?

Bu sorular yıllardır cevap bekliyor? Sayın Enver Ören ölüm tehditi altında değilse bu konuları açıklamalıdır. Böyle bir tehdit olsa bile doğruları Türkiye kamuoyu ile paylaşmalıdır.


Dr. Enver Ören iki kez böbrek nakli oldu. Bunlardan bir tanesi 2006 yılında Başkent Üniversitesi Hastanesi'nde Prof. Dr. Mehmet Haberal ve ekibi tarafından gerçekleştirildi. Dr. Enver Ören'e beyin ölümü gerçekleşmiş bir öğretmen olan Ertan Özbasmacı'nın böbreği nakledildi.

Kamuoyuna açıklanan bilgi bu...


28 Şubat ve Ergenekon davasında dinlenmesi gereken iki kişi var. Bunlardan biri Dr. Enver Ören, diğeri de Kombassan Holding'in kriptosu Haşim Bayram'dır...


Türkiye'de hızla büyüyen İhlas ve Kombassan Holding'in yıkılışı benzer yöntemlerle oldu. Bu süreci yakından takip eden biri olarak Haşim Bayram ve Dr. Enver Ören'in artık konuşması gerekir diye düşünüyorum.

Bu süreçte Sabahattin Önkibar'ın rolü var mı o da en ince ayrıntısına kadar araştırılmalı ve ortaya koyulmalıdır.

Bu yazımdan Sabahattin Önkibar da alınmamalıdır. Kendisi deneyimli gazetecidir. ETÖ sanıklarını savunmasının sırlarını bizlerle olmasa bile okuyucularıyla paylaşmalıdır...


*

Dr. Enver Ören'e kişisel tek sorum; "o yıllarda borsada en hareketli hisseler arasında yer alan İhlas Grubu'na ait hisselerdeki asansör hareketini yapanların kimler olduğunu biliyor mu?

Bu sürece kendisi de dahil miydi?

O yıllarda borsada en tehlikeli hareketleri iki grubun hisseleri yapardı. Biri Uzan grubu, diğeri de İhlas Grubu hisseleriydi.

Bu hisselerden çok fazla para kazanan olduğu gibi, çok da canı yanan oldu.

Bu işin veb
ali kimdedir?"

 

FAİZ HARAM DİYE TOPLA PARALARI SEDA'YA SİBEL'E YOLLA ACEP YATACAK YERİN VARMI ENVER ÖREN : 14 ŞUBAT 2001 TARİHLİ GAZETELER YORUMSUZ...

İhlas’a güvenen 500 bine yakın kişi mağdur oldu.

İhlas Finans Kurumu'nun patronu Enver Ören, faizsiz finans sistemine inanan yüzbinlerce kişiyi mağdur ederken, sahibi olduğu TGRT'de bazı sanatçılara milyarlar akıttı. Ünlü sanatçı Seda Sayan, TGRT'de yaptığı program karşılığında ayda 80 milyar lira, Gülben Ergen ise 40 milyar lira maaş alıyordu.

Faaliyet izni iptal edilen İhlas Finans Kurumu'nun patronu Enver Ören, faizsiz finans sistemine inanan 500 bine yakın kişiyi mağdur ederken, yine sahibi olduğu TGRT'de ünlü sanatçılara milyarlar akıttı. TGRT, astronomik fiyatlarla transfer ettiği sanatçılara yüksek ücretlerin yanısıra, jeep ve ev de dağıttı. TGRT'nin en fazla para verdiği sanatçıların başında Seda Sayan ve Gülben Ergen geliyor. Sayan, TGRT'den ayda 80 milyar lira, Ergen ise 40 milyar lira maaş alıyordu.

TGRT'de yüksek paralarla program ve dizi yapanlar arasında, Sayan ve Ergen'in yanısıra Sibel Can, Selami Şahin, Seren Serengil, Sibel Turnagöl, Ebru Gündeş, Hülya Avşar, Cüneyt Arkın, Muazzez Ersoy, Kadir İnanır, Fatma Girik ve Özcan Deniz de bulunuyor.

Enver Ören, paralarını peşin alan Gülben Ergen, Seda Sayan, Sibel Can, Kadir İnanır, Fatma Girik ve Cüneyt Arkın'a bir zamanlar Türkiye mümesilliğini yaptığı KIA'dan birer jeep hediye etmişti. Ören, Sibel Can, Gülben Ergen ve Seda Sayan'a da ücretlerinin yanısıra Marmara Evleri'nden bir ev armağan etti.

Gülben Ergen'in iki yıldır yılbaşı programları için modacı Canan Yaka'ya yaptırdığı kıyafetlerin faturalarını TGRT'ye ödettiği, bu kıyafetleri daha sonra ekstralarında giydiği ortaya çıkmıştı.

MAHSUN'A 1 TRİLYON

Mahsun Kırmızıgül'ün Enver Ören'le bir program yapmak üzere anlaştığı bunun karşılığında bir trilyon lira parayı peşin aldığı, ancak daha sonra bu programdan vazgeçtiği, bunun karşılığında ise ‘‘Aşkına Eşkiya’’ adlı bir dizide Alişan'ın beş kuruş para almadan kamera karşısına geçtiği belirtiliyor.

Enver Ören'in iyi günlerinde ona övgüler yağdıran şarkıcılar, bir kaç ay paralarını alamayınca TGRT'yi bırakıp gittiler. Milyon dolarlarla ceplerini dolduran şarkıcılar, ‘‘Para yoksa biz de yokuz’’ diyerek programlarına birer birer bıraktı. İşte bunlardan birkaçı:

Seda Sayan: Aylık 80 milyar lira maaş alıyordu. ödemeler aksayınca TGRT'yi bıraktı.

Gülben Ergen: 40 milyar lira maaş alıyordu. Bir yıllık maaşını peşin alıp Derya Tuna'nın Tarabya'daki villasını satın aldı.

Erkan Yolaç: 5 ay hiç ücret almadan program yapacağını açıkladı.

Sibel Turnagöl: Aylık ücretini 10 bin dolardan 5 bin dolara indirdi.

Kadir İnanır: Derman Bey dizisi için TGRT'den 670 bin dolar peşin aldı. Şirketten 100 milyara yakın alacaklı.

Ebru Gündeş: Program başına 25 bin dolara anlaştı. Alacağı var.

Seren Serengil: Program başına 10 bin dolara anlaştı. Alacağı var.

Sibel Can: Şov programı ve iki dizi karşılığında 3.9 milyon dolar aldı. Enver ören'in verdiği üç villadan birinde oturan Can, dizi çekilmez ise aldığı avansı ödemek zorunda kalacak.

İhlas Finas’a tasfiye yönetimi

İhlas Finans'ta Ahmet Mücahit Ören'in ayrılması nedeniyle boşalan yönetim kurulu başkanlığı görevine, kurumun genel müdürlüğü görevini yürüten Ömer Adnan Uncuoğlu atandı. Yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevinden ayrılan Ayhan Apak'ın istifası kabul edilerek, boşalan yönetim kurulu üyeliğine Ömer Eryılmaz getirildi. Yönetim kurulu üyeliğine atanan Hasan Tahsin Ekinci, yönetim kurulu başkan yardımcılığı görevini üstlendi. Mehmet Kervancı'nın istifasıyla boşalan yönetim kurulu üyeliğine Cemil Bilgiç getirildi. Yönetim kurulunun diğer üyeleri arasında, Ali Tubay Gölbaşı, Mustafa Ruşen Selçuk ve Karnaen A. Perwataamadja yer alıyor.

İhlas Holding: Bizim yükümlülüğümüz yok

İhlas Finans'la birlikte borsadaki işlem sırası kapatılan İhlas Holding A.Ş, İhlas Finans Kurumu'nun iştiraklerinden sadece biri olduğunu, holdingin ve diğer şirketlerin İhlas Finans'ın borçları nedeniyle herhangi bir yükümlülüğü bulunmadığını açıkladı.

Holding tarafından İMKB'ye gönderilen açıklamada, ‘‘İhlas Finans Kurumu, iştiraklerimizden sadece bir tanesi olup, diğer faaliyetlerimiz ve iştiraklerimiz faaliyetlerine devam etmektedirler’’ denildi. Holdingin ortaklık yapısıyla ilgili bilgilerin de açıklandığı tabloda, Enver Ören ile oğlu Ahmet Mücahid Ören'in hisselerin yüzde 51'ine sahip oldukları, hisselerin yüzde 45.35'inin ise halka açık olduğu kaydedildi.

 
 
10 Şubat 2000 tarihli Gazeteler,Enver Ören için büyük bir doğum günü partisi düzenlendi. YORUMSUZ :
TGRT "nin yeni imajını yaratan yıldızlar doğum gününde hazır bulundular.
Bülent Ersoy,Seda Sayan,Sibel Can "Enver Abi"yi bu mutlu gününde yalnız bırakmadılar.
Hatta Sibel Can patronu için "Allah bizim ömrümüzden alsın sana versin" diye iltifatlar yağdırıyordu. Bu sözler karşılığını buldu.
Enver Abisi,Sibel Can'a sürpriz yapıp kendi cipini hediye etti.
Beyaz güvercinlerin uçurulduğu gecede, "nice yıllara" diye temennilerde bulunuldu.
Oysa daha sonraki yıllarda Enver Ören'in doğum gününü kimse hatırlamadı.
*******************
Sebahattin Önkibar/Yeniçağ
Başbakanlık'ta Kur'an'la yemin ve Barlas'ın TGRT'den kovulması!
Yıl: 1998.

28 Şubat sürecinin sıcak günleri.
Telefonda İhlas'ın patronu Enver Ören var:

- Sabahattin; Mesut Yılmaz bize Refahyol iktidarını desteklediğimiz için soğuk biliyorum ama, mutlaka görüşmemiz gerekiyor. Biliyorsun Başbakan'la işlerimiz var. Ne yap yap Mesut Bey'i ikna et ve bize bir randevu ayarla. Buzları eritmemiz gerekiyor.

Enver Bey'in bu arzusu üzerine soluğu hemşehrim ve dostum olan dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz'ın yanında alıyor ve talebi iletiyorum.

Cevap ısrarlarıma rağmen olumsuz oluyor.

Enver Ören pes etmiyor ve Başbakan'la çok yakın olan Kadir Has'la, Sibel Can'ın kocası Sülhi Aksüt'ü devreye sokuyor.

Mesut Bey'den Kadir Has'a cevap: “Kadir Beyciğim sen bu işe bulaşma.”

Sibel Can'ın kocası Sülhi Aksüt, Mesut Bey'i tanımıyor ama tanıdığı olan Şadan Tuzcu'yu devreye sokuyor.

Sonuç yine yok...

Enver Bey Ankara'ya gelip bana şu sözü ediyor:

- “Her yerden atağa geçtim, sonuç alamıyorum. Ne yap yap, beni Mesut Bey'le bir araya getir ve barıştır. Bunu senden başka hiç kimsenin yapamayacağını bana bizzat Kadir Has söyledi...”

Mesut Yılmaz şahidimdir defalarca evine gidip eskilerin deyimi ile postu serdim, ısrar ettim ve 4. gidişimde ikna edip randevuyu aldım.

Diyeceksiniz ki Mesut Yılmaz görüşmüyorsa görüşmesin, Enver Bey'de bu ısrar niye?

Eh sizin de 165 milyon dolarlık Bursa-Yalova Elektrik Dağıtım İhalesi işiniz olsaydı siz de herhalde çok farklı davranmazdınız.

Ve randevu akşamı:

Yer: Başbakanlık Konutunda toplantı odası.

Odada 5 isim var...

Başbakan Mesut Yılmaz, Devlet Bakanı Cavit Kavak, Enver Ören, Mücahit Ören ve Sabahattin Önkibar.

Seramoni faslından sonra Enver Ören, cebinden küçük bir Kur'anı Kerimi çıkararak aynen şunları söylüyor:

- Şu Kur'anın üstüne yemin ediyorum ki, bundan böyle ben yaşadığım süre içinde, benim gazete ve televizyonumda sizin ve partinizin aleyhine tek bir haber yapılırsa Allah beni kahretsin. Kur'anın üzerine yemin ederek söylüyorum ki böyle bir şey asla olmayacak.

Mesut Bey'le Cavit Kavak'ın nutku tutuluyor.

Sadece onlar değil, ben de şaşırıyorum.

Öyle ya bir medya patronu Başbakanlık'ta Kur'anın üstüne basarak böyle bir sözü bir siyasiye nasıl verebilir?

Mesut Yılmaz sessizliği bozuyor:

- Enver Bey bu yaptığınız doğru değil. Biz yanlış yaparsak medya elbette bizi eleştirecek. Böyle bir şey için Kur'anla yemin olur mu?

Enver bey devam ediyor:

- Sayın Başbakan'ım ben içimden geleni yapıyorum. Bu ilahi bir şey. İçimden öyle geliyor.. Haa bir başka kararım daha var. Onu da sizinle paylaşmak istiyorum.

Mesut Yılmaz: “Hayırdır Enver Bey?”

Enver Ören:
- Bir karar aldım ve yarından sonra bunu uygulayacağım. Şu Mehmet Barlas, TGRT'de boyuna sizi tenkit ediyor. Olur mu canım, bu kadar da tarafgirlik yapılır mı? Kararımı verdim. Barlas'ı gönderiyorum.

Mesut Yılmaz: “Aman, Enver Bey şimdi Mesut Bey'le görüştü, Barlas'ı kovdurttu derler. İşi bana bağlarlar”

Enver Ören:
- Yok canım, ben gönderiyorum onu.. Bittiii. Benim televizyonumda Başbakanıma laf ettirmem ben.

Ve ertesi gün:
Mehmet Barlas'ın işine, gelecekte alacağı maaşların da önemli bir kısmı ödenerek son veriliyor.. Öğrendiğime göre Mehmet Bey gönderilirken Mesut Yılmaz'ın baskı yaptığı ima ediliyor.

Şimdi durup dururken bunları niye mi hatırladım?

Malum bu aralar 28 Şubat anıları revaçta... O dönem yapılan derin baskılarla bazı gazetecilerin işine son verilmişti ya... Kimi çevreler de böyle bir irade olmaksızın Mehmet Barlas örneğinde olduğu gibi, kendi hesapları için operasyonlar yapıp suçu Ankara'ya havale etti, bunun bilinmesi için...

NOT: Kur'anlı yeminden sonra Mesut Yılmaz'la ilgili olarak Türkiye Gazetesi ve TGRT'de aleyhte haberi mi soruyorsunuz? Arşive girin, onlarcasına gözünüzle şahit olun...
*************************************
TGRT'nin UNUTULAN GERÇEK SAHİPLERİ

`İSLAMIN SESİ OLACAK televizyon kuruyoruz` diyerek para topladılar..

KORİDORLARINDA TOPLU NAMAZ kılınan TGRT nasıl Tİ-Cİ -AR -Tİ oldu?
FAİZSİZ KAZANÇ kime maaş olarak verildi?

SEDA-GÜLBEN İKİLİSİ holding toplantılarına katılıyordu..

İhlas olayı: İMAM ENVER'DEN,DR. ENVER'E..

Demirel,onun için DURAKTA BEKLEMEZ... demişti.

1990`ların başında İslamcılar "Bizim de bir özel televizyonumuz olacak" sevdasıyla, ellerinde ne var ne yok TGRT `cilere verdiler. O dönem Türkiye gazetesinde kolundaki bileziği çıkarıp televizyon için veren kadınların resimleri yayınlanıyordu. Kimse karşılık beklemiyordu. Bağışta bulunanlar "büyük sevap işlediklerine" inandırıldılar.


İHLASLI,ÖNCE KARISININ BİLEZİKLERİNİ SONRA DA PARASINI KAPTIRDI
"İslamın sesi olacak bir televizyon kuruyoruz" diyerek para topladılar. İslami TV projesi imaj kurbanı oldu. "İhlas "lı olmanın faturası ağır oldu.

1990`ların başında "Işıkçılar " cemaati arasında başlayan bir kampanya kısa sürede islamcılar arasında büyük bir ilgi gördü. İslamcılar "Bizim de bir özel televizyonumuz olacak" sevdasıyla, ellerinde ne var ne yok TGRT `cilere verdiler. O dönem Türkiye gazetesinde kolundaki bileziği çıkarıp televizyon için veren kadınların resimleri yayınlanıyordu. Kimse karşılık beklemiyordu. Bağışta bulunanlar "büyük sevap işlediklerine" inandırıldılar.

Sonunda 1993 yılında TGRT yayına başladı. İlk yıllarda islami bir çizgide yayın yaptı. İslami içerikli diziler, dini sohbetler yayınlandı. Bu dönemde de büyük paralar toplandı. Özellikle Almanya `dan büyük miktarlarda para akışı sağlandı. Bağışta bulunanlara resmi bir geçerliliği olmayan "ortaklık sertifikaları" dağıtıldı. Kimine o kağıt parçaları da verilmedi.

İslami çizgiyi ilk delen Seda Sayan oldu. Seda Sayan `ın toplu namaz kılınan koridorları aşındırmasına çalışanlar ses çıkaramadı. Enver Abi öyle istiyordu. Seda Sayan `ın kapalı kıyafetlerle başlattığı değişim 28 Şubat sürecinde yerini imaja bıraktı. Asker korkusu Enver Abi `yi öyle endişelendiriyordu ki, İslamcı sermaye grupları arasında İhlas `ın adının geçmesi işleri alt üst edebilirdi. Ekran baştan aşağı yenilendi. Değişime karşı çıkanlar kapı önüne konuldu. Enver Abi her şeyin doğrusunu bilir diyenler bu imaj değişikliğine alkış tuttular. İslamcılar ilk hayal kırıklığını Seda Sayan `ın ekranda boy göstermesiyle yaşadılar. Ona alıştılar, zaten onun dışında televizyonun eski çizgisi korunuyordu. Ancak son imaj değişikliği ve ekranın daha da çıplak hale gelmesiyle İslamcılar için TGRT bitti.

Gülben Ergen , Sibel Can , Hülya Avşar , Sibel Turnagöl , Ebru Gündeş , Mahsun Kırmızıgül , İbrahim Tatlıses daha kimler yoktu ki& Parayı duyan soluğu TGRT `de alıyordu. İslamcılar paralarını ve İslami TV hayalini unuttular. Zaten Enver Abi `nin de onları hatırladığı yoktu.

TGRT "nin kuruluşuna katkı sağlayanlar hayatlarının her alanında İhlas `lı olmaya gayret ettiler. Evinde İhlas ev aletleri kullananlar, birikimlerini de İhlas Finans `ta değerlendirdiler. `İhlas `lılar televizyondaki imaj değişikliğinin parasal kaynağının "faizsiz kazanç" uğruna yatırdıkları paralar olduğunu bilmiyorlardı. Geçte olsa bunu da öğrendiler önce bilezikler ardından paralar gitti. Enver Abi `nin imaj değişiminin faturası ağır oldu.

*İhlas : İçtenlik, samimiyet; bir işi sırf Allah için yapmak...

Dipnot: Hayatta biraraya gelmeyecek iki sözcük varsa o da;İhlas ile gazeteciliktir.

"FAİZSİZ KAZANÇ" KİME MAAŞ OLARAK VERİLDİ?
İhlas Finans battı. "Faiz değil, kar payı" diye toplanan paralar nereye ve kime gitti?

TGRT `nin 28 şubat süreciyle başlayan imaj değişikliğine büyük paralar harcandı. İmaj değişikliğinin finansörü `İhlas `lı müşterilerdi. İhlas Finans "faizsiz kazanç" sloganıyla inanan kesimin paralarını kasalarına çekti. Para kar zarar ortaklığıyla toplanıyordu. Yani harcaması kolaydı . Çünkü hesap verme zorunluluğu yoktu. İhlas Finans zarar gösterip işin içinden çıkabilirdi. Öyle de oldu. TGRT , o günün parasıyla Seda Sayan `a 80 milyar lira, Gülben Ergen `e de 40 milyar lira maaş ödüyordu. Ebru Gündeş `e ise program başina 25 bin dolar ödeniyordu.

Sibel Can çekmediği dizilere karşılık 4 milyon dolar aldı. Kadir İnanır "a hizmetleri karşılığında 670 bin dolar peşin ödenmişti. Sibel Turnagöl aylık 10 bin dolar, Seren Serengil "e program başına 10 bin dolar para veriliyordu. Parayla birlikte TGRT yıldızlarına jeep ve daire de hediye edilmişti. TGRT `nin gerçek çalışanları ise medya ortalamasının altında maaş almaya razı oldu.

SEDA-GÜLBEN İKİLİSİ HOLDİNG TOPLANTILARINA KATILIYORDU
TGRT'nin güzelleri en gizli toplantılara bile katılabiliyorlardı.
Genel yayın yönetmeninden daha etkiliydiler.

Enver Ören övünmeyi seviyordu. Çevresindekiler Doktor Enver Abilerini sürekli pohpohluyorlardı. Son zamanlarda çevresindeki "destekçi" grubuna şarkıcıları da kattı. Onlar olmadan toplantı yapılmıyordu. İkisine de kapısında genel müdür yardımcısı yazan odalar tahsis edilmişti. Enver Abi , Seda Sayan ve Gülben Ergen "i biran olsun yanından ayırmıyor, bir dediklerini iki etmiyordu. Neredeyse direktifleri onlardan alıyordu. Onlar da istediklerini rahatlıkla yaptırıyorlardı. Hatta sevmedikleri insanları bile kovdurabiliyorlardı.

Bu kadroya daha sonra Muazzez Ersoy `da katıldı. Kendisi hakkında yapılan bir haberin bedeli Enver Ören `in emri ile 8 muhabirin işine son verildi. Olay basına yansıdı . Muazzez Ersoy magazin gazetecilerinin tepkisinden korktu. Enver Abisine bir kez daha ricada bulunarak bu gazetecileri tekrar işe almasını rica etti. Ama Enver Ören affetmedi...

60 YAŞINA KADAR YAPMADIĞI BİR İŞİ YAPTI
Bir kere bile olsun doğum günü kutlamamıştı. 60. yaş gününde "dostları" ile birarada oldu.

10 Şubat 2000 tarihinde, Enver Ören için büyük bir doğum günü partisi düzenlendi. TGRT "nin yeni imajını yaratan yıldızlar doğum gününde hazır bulundular. Bülent Ersoy , Seda Sayan , Sibel Can Enver Abi "yi bu mutlu gününde yalnız bırakmadılar. Hatta Sibel Can patronu için "Allah bizim ömrümüzden alsın sana versin" diye iltifatlar yağdırıyordu. Bu sözler karşılığını buldu. Enver Abisi, Sibel Can "a sürpriz yapıp kendi cipini hediye etti. Beyaz güvercinlerin uçurulduğu gecede, "nice yıllara" diye temennilerde bulunuldu. Oysa daha sonraki yıllarda Enver Ören "in doğum gününü kimse hatırlamadı.

TGRT NASIL "Tİ-Cİ -AR -Tİ" OLDU?
28 Şubat "taki hatadan geri dönülmeliydi. Hemen bir "imaj" yenileme operasyonu başladı.

Önce İhlas "ın vitrini olan TGRT değişmeliydi. Oğul Mücahit Ören bu noktada devreye girdi ve dizginleri eline aldı. Amerikalı "imaj maker"lara 3.5 trilyon liraya bir "değişim paketi" hazırlatıldı. Televizyonda eski islami çizgiden eser yoktu. Üstelik "Gör bak neler olacak" sloganıyla yeni anlayışın da ipuçları veriliyordu. TGRT "nin kapıları bambaşka bir dünyanın kahramanlarına açılıyordu. TGRT "ciler değişime rağmen, "Bizi eskisi gibi sanıp, kimse gelmez" diye korkuyorlardı. Oysa parayı duyan TGRT "ye koşuyordu. O kadar ki piyasada tutunamayan , hiçbir televizyonun iş vermediği eski ünlüler bile TGRT "de büyük paralarla işe başladılar.

1993 yılından beri kuruma emek veren, "Siz cemaatin adamısınız" diyerek yıllarca sömürülen insanlar, bu paraları duyduklarında inanamıyorlardı.

Eskiden İslami içerikte dizilere büyük paralar harcayan TGRT artık şarkıcı dizilerine para harcıyordu.

Tarihe mal olmuş İslami ve milliyetçi kişilerin hayatlarından kesitler sunan, "Deli Balta , Veysel Karani , Aziz Mahmut Hüdayi " dizilerinin yerini aşk , entrika gibi "modern" değerlerin işlendiği "Aşkın Dağlarda Gezer , Marziye " gibi diziler aldı. "Danimarkalı Gelin" gibi islamı öğrenen bir yabancı kadının hayat hikayesi de yerini motivasyon içerikli bol mankenli "Derman Bey " dizisine bıraktı.

"İHLAS SENEDİ ALAN HEM DÜNYADA HEM DE AHİRETTE KAZANIR"
İhlas "ın ilk yıllarında borsa senedi almak haram sayılıyordu. Bu durum İhlas Holding hisseleri borsada işlem görünceye kadar sürdü.

İhlas çalışanlarına zorla değerinin üzerinde hisse senedi satıldı. Satışta kullanılan slogan şuydu: "İhlas alan hem dünyada hem de ahirette kazanır." İhlas kağıtlarından alanlar bununla da kalmayıp kooperatif ve kaplıca projelerine destek vermek zorunda kaldılar. Herkes gücünün yettiği ölçüde bir ev ya da kaplıcaya yazıldı.

"Dini öğeler ön plana çıkarılarak" uygulanan satış yöntemi piyasada da etkili oldu. İhlas "ın projeleri milliyetçi-muhafasakar kesimden ilgi gördü. Yastık altı diye tabir edilen ve faiz işler diye bankaya yatırılmayan paralar faizsiz finans kurumuna yatırıldı veya İhlas "ın uzun vadeli projelerine verildi. Güven esasına dayalı, "inanan insan aldatmaz" mantığıyla holdinge büyük miktarlarda para aktı. 30 yıllık bir geçmişi bulunan İhlas Grubu islamcı sermayenin en köklüsü ve en büyüğüydü. Batmaz deniliyordu.

Diğer islami holdinglerde olduğu gibi yüksek kar payıyla para topluyordu. Bir anlamda "saadet zinciri" gibi işliyordu. Para akışı sürdükçe, sıcak parayla biriken kar payları ödeniyordu. Ne zamanki piyasalarda batacak dedikoduları çıktı, biranda zincir koptu.

İHLAS OLAYI: İmam Enver'den doktor Enver'e
"Annemin duasıyla zengin oldum"

Demirel onun için "Durakta beklemez..." dedi.
Gazetede ayakkabıyla dolaşılmaz, çıplak fotoğraflar bantla kapatılırdı.
Liderlerin yanında yer aldı, yalnız biri hariç...

ANNEMİN DUASIYLA ZENGİN OLDUM
"Tuttuğun taş altın olsun..." Annesinin duası kabul oldu, Enver Ören "altın"ı bulmuştu.

Çevresinde olup da Enver Ören "in nasıl zengin olduğunu bilmeyen yoktur. Hemen her fırsatta "anne duasıyla zengin oluşunu" anlattığı söylenir. 1970 yılında ticarete atılır. İlk işi bir taş ocağı satın almak olur. Taş ocağındaki kazılarda tebeşir tozunun hammaddesi bulunur. Enver Ören , annesinin sözünü ettiği "altın"ı bulmuştur.

Tebeşir üretimine geçer "altın" markalı tozsuz tebeşirler, o günden beri okullarda satılan yegane tebeşirdir. Askerlikten atılma bir biyoloji öğretmeninin ilk işi mesleğiyle ilgiliydi. "Altın- tozsuz tebeşir"i Türkiye geneline yayarak ilk ticari başarısını elde etti.

Kayınpederi Hüseyin Hilmi Işık ve ona bağlı "ışıkçılar " cemaatinin desteğiyle gönüllü bir pazarlama ordusu kurdu. Kısa sürede Türkiye `nin dört bir yanında taraftar topladı. Önce Hakikat ardından Türkiye gazetesiyle basın dünyasına girdi. Gönüllü pazarlama ordusu gazeteyi hiçbir karşılık beklemeden dağıttı. Sadece gazete değil, ileriki yıllarda tebeşir, dini kitap, stres bileziği ve İhlas markalı ürünler de dağıtıma dahil edildi.

İslamcı ve muhafazakar kesim "dini öğeler öne çıkartılarak" abone yapıldı. Gazetenin ilk yıllarında (1980) sabahları işe dini kitaplar okunarak başlanıyordu. Hüseyin Hilmi Işık"ın ilmihal kitabı Saadet -i Ebediyye ve İmamı Rabbani `nin "Mektubat " adlı eseri okunuyordu. Haber müdürü ya da başka yetkili biri 15 dakika kitaplardan dini bilgiler verir, ardından dualar edilerek işe başlanıyordu.
Gazetede ayakkabıyla dolaşılmasına izin verilmiyordu. Herkes ayakkabısını dışarıda çıkarır içerde terlik giyilirdi.

Gazetede kadınların çalışmasına izin yoktu. Sekreterlerden temizlik elemanlarına kadar çalışanlar erkeklerden oluşuyordu. Gazeteye kadın geldiğinde çalışanlar günaha girmemek için kadına bakmayıp sırtlarını dönerlerdi.

Yine o dönem çalışanların anlattığına göre dışardan gelen gazetelere İran yöntemi sansür uygulanıyordu. Gazetelerdeki çıplak kadın fotoğrafları bantla kapatılıyordu.

Namaz vakitlerinde koridorlarda toplu namaz kılınıyordu. Hatta, bazen namazlarda Enver Ören "in imamlık yaptığı da oluyordu. Bu uygulama 1993 yılında kurulan TGRT televizyonunun ilk yıllarında da uygulandı. Enver Ören `e kayıtsız şartsız itaat esastı. Nakşibendi geleneğinden gelen "ışıkçılar " asla "abi "lerine karşı gelmezlerdi. O her şeyin en doğrusunu bilir ve onun dediği olurdu. Bu arada Cağaloğlu `nda küçük bir dükkanda başlayan ticari faaliyet 1990`larda holdinge dönüşmüştü.

Eskiden "imam" denilen "Enver Abi " de 1989 yılında Konya Selçuk Üniversitesi "nin kendisine verdiği fahri doktorluk ünvanıyla "doktor" diye anılmaya başlanmıştı. Gazete ve televizyonda Enver Ören "le ilgili haberlerde mutlaka "doktor" ünvanına yer veriliyordu. "Doktor Enver Abi ", ona kimse karşı gelemezdi. Öyle de oldu "imaj" olayına kimse karşı çıkmadı.

DEMİREL ONUN İÇİN "DURAKTA BEKLEMEZ..." DEDİ
Demirel , Enver Ören için "O durakta beklemez, gelen otobüse biner" dedi. Peki bu sözler ne anlama geliyordu?

Enver Ören her dönem elindeki gazeteyi ve televizyonu iktidarın lehine kullandı. Devlete yakın durdu. Asker emeklisi ve ordudan atılan subaylar iyi maaşlarla işe alındı. Hemen hepsine bir müdürlük verildi. Belki bu yüzden holding ve televizyonda müdürden geçilmediği söylenir. En zor dönemlerde bile iktidara destek veren manşetler haberler İhlas kasasına kredi olarak geri döndü. Özal döneminde büyük bir yükseliş gösteren holding, Özal sonrasında başka iktidarlar için çalıştı. Özallı yıllarda Demirel `le ilgili tek bir haber gazetede yer almazken 1991`de DYP -SHP iktidarıyla Demirel `e hatta İnönü `ye övgüler dizildi.

Süleyman Demirel başta kırgın olduğu Enver Ören `i affetti ve gazeteyi ziyaret etti. Bu durumu soranlara Demirel şu cevabı verdi: "Enver Ören durakta beklemez, gelen otobüse biner" demişti. Kendisi bir söz üstadı olan Demirel , demek istiyordu ki; "Enver Ören , iktidarı beklemez, yani iktidar kimse ona çalışır".

Enver Ören , ANAP ve Mesut Yılmaz ile de arayı hep sıcak ilişkiler kurdu. Kim iktidar olsa özel uçağıyla soluğu Ankara "da alıyordu. Tüm bu siyasi ilişkilerde Tansu Çiller `in çok özel bir yeri vardı. İktidarda olmadığı dönemlerde bile Çiller "e destek verdi. Çiller `e özel bir sevgi beslediği söyleniyor.

ERBAKAN VE ÇİLLER "E DESTEĞİ PAHALIYA PATLADI
Refah-Yol hükümetine destek verdi. Bu destek onu 28 Şubat"ın kara listesine soktu. O listeden kurtulmak kolay olmadı.

Erbakan ve Çiller hükümetine en büyük medya desteğini İhlas Grubu verdi. Erbakan "la ortak paydaları olan "dindarlık" bağı ve Tansu Çiller "e olan sevgi bu durumu zorunlu kılıyordu. Hepsinden öte, önceki iktidarlarda olduğu gibi yine iktidarda olana yakın olma politikası işliyordu.

28 Şubat sürecinde hükümetin yıkılmaması için elinden geleni yaptı. Milletvekili transferlerinin önünü alabilmek için özel uçağını bile DYP "li ve RP "li milletvekillerinin emrine tahsis etti. Tüm bu girişimler başarısız olduğu gibi Enver Ören birilerini de fena kızdırmıştı. İhlas Holding kara listeye alındı. İrtica yanlısı şirketler arasında gösterildi. Listeden çıkmak kolay olmayacaktı. Tüm İhlas camiasını köklü bir imaj değişikliği bekliyordu.

LİDERLERİN YANINDA YER ALDI,YALNIZ BİRİ HARİÇ
Gazete ve televizyon her dönem iktidara yakın oldu. Bir tek MHP `ye yaranamadılar. Bahçeli`nin unutamadığı, olay neydi?

Her iktidar olanı yanına çekti. Bir kişi ve bir parti hariç, MHP onu asla affetmedi. Son genel seçimler öncesi MHP Lideri Devlet Bahçeli , Enver Ören `i ziyarete gitti. Ama Enver Ören ayağına kadar gelen misafiri, makamında olduğu halde geri çevirdi. Bahçeli bu nezaketsizliği hiç unutmadı . Ve beklenen an MHP `nin iktidar olması ile geldi& Enver Ören dahil kimse böyle bir sonucu beklemiyordu. "Nasıl böyle bir hata yapılmıştı?".

Hemen özel uçağa atlayıp Ankara "ya çıkarma yaptı. Ankara `ya giderken TGRT haberin seçkin kadrosundan, seçkin bayan spikerleri de yanındaydı. Devlet Bahçeli görüşmek istemedi. Enver Ören ise ısrarlıydı. Sonunda görüşme gerçekleşti. Enver Ören samimi pozlar vermeye çalıştı. Hatta bira ara yanında oturan Bahçeli`nin dizine vurup "Ne iyi oldu iktidara geldiniz. İktidar partisine yaraşır genel merkez binasını yapmak da artık bize düşer" dedi. Herkese mesafeli durmasıyla bilinen Bahçeli sinirlendi, ayağa kalkıp başka bir yere oturdu ve danışmanına "görüşmenin bittiğini" söyledi.
ALINTIDIR.
 
DOLANDIRICI ENVER ÖREN'LE İLGİLİ YORUMLAR :
 
 
 
  1. ülkemizi dolandıran "büyük" işadamlarımızdan

    (, 15.12.2007 18:01)

    @2138438

  2. spk'ya başvurarak ihlas finans'ın tasifiyeden çıkartılıp, tekrar borsada işlem görmesini isteyen kişidir. tabii bu süreç boyunca ihlas grubunun imkb'de bulunan çoğunluğu enver ören'in akrabaları ve arkadaşları üzerinde bulunan hisse senetlerinin tavan üstüne tavan yapmaları da aşikardır. koca spk göremiyor mu acaba bu manipülasyonu?

    (, 16.12.2007 14:38 ~ 23.02.2013 12:41)

    @2139746

  3. türkiye'nin 80'lerini çok iyi değerlendiren "ışıkçılar"ın karanlık adamlarından en "sempatik" olanıdır. ihlas, "samimiyet" demektir. enver ören ise samimiyetsizliğin ve riyanın yaşayan anıtıdır.

    dolandırıcılığı kim yaparsa yapsın midemi bulandırır. ama dini kullanan dolandırıcılar çok ama çok daha iğrençtirler.
    allah deyip, muhammet deyip bu ülkenin tertemiz insanlarını düzmeye kalktınız! sırıtırken otuziki dişini birden göstermene gerek yok. ne kadar mutlu olduğunu zaten biliyoruz. o orgazmik gülümseyişlerini kendine sakla! elektrikli sobanı, su arıtma cihazını, ve daha birçok siktiriboktan ev aletini al ve ilerle.

    (, 17.12.2007 07:04 ~ 18.12.2007 00:06)

    @2141146

  4. demirel'in ifadesiyle durakta beklemeyip gelen otobüse binen kişi.

    güzel incir ağacı diker, diyorlar.

    (, 27.06.2009 19:20)

    @3638403

  5. bugün işyerinde poğaça yerken göz attığım aydınlık gazetesindeki sabahattin önkibar'ın yazısında andığı yüce şahsiyet. tam türk insanına layık bir insan. nazlı ılıcak'la evlenip 15 açıdan yalayan kocaman bir dil dünyaya getireceklerdi aslında.

    (, 12.09.2012 10:09)

    @9531569

  6. kendisi vefat etmiştir. sevenlerinin başı sağ olsun.

    (, 22.02.2013 22:38)

    @10225285

  7. tanım: eski patronlardan.
    ödedi miydi bu arkadaş vatandaşa borçlarını?

    edit: probleminiz ne sizin? hakkımızı helal edip etmeyeceğimizi de soralım sizlere ha? http://www.odatv.com/...

    (, 22.02.2013 22:48 ~ 23:09)

    @10225336

  8. sonunda gebermiştir.cenazesinde haram olsun yada canın cehenneme pankartı açmayı planlıyorum umarım editlemek zorunda kalmam.

    (, 22.02.2013 23:10 | itü sözlük mobil ile)

    @10225443

  9. türkiye yeşil sermayenin burjuvanın öncülerinden olan mefta.

    (, 22.02.2013 23:44)

    @10225580

  10. toprağı bol olsun.
    badem gözlüydü.

    (, 23.02.2013 00:01)

    @10225656

  11. dünyada hiçbir finans kurumunun kaldıramayacağı bir komplo ile batırılan insan evladıydı. o kendisine inanan birçok insanın abisiydi. gazetesini sel alan bazı medya patronlarının gazetelerini 1 ay gık demeden kendi elleriyle basmıştı. ama benzer bir oluşum tarafından mudilerinin yarattığı spekülasyonlar ile batırıldı. battıktan sonra kimsenin parası da bu adamda kalmadı. gerek devre mülk sattı, gerek ürünlerini elden çıkardı, hiç zorunda olmadığı halde -ki ihlas finans tarzı finans kurumlarında kişi kâra da zarara da ortaktır- her mudisinin borcunu ödedi. en büyük mottosu "insanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır" olan bir şahıstı, temiz bir insandı. yeri cennet mekan olsun, bu ülkede alnı secdeye gidip te para ile uğraşan her insana vurulan "hırsız, uğursuz" damgasını asla hak etmemiştir. müslümanlar kazanmasın, müslüman sürünsün isteyenler kendisini pek sevmezler. ama unutmasınlar ki bu ülke asla "allah diyenlerin" egemenliğinden çıkmayacaktır. kendisini rahmetle anıyorum.

    (, 23.02.2013 00:11)

    @10225714

  12. ülkemizin ilk büyük çaplı "dindar ve saf insanları kandırıp hortum yapma" şirketinin kurucusu, ilk islami dolandırıcılardan. deniz fenerinin öncülerindendir.

    emekli ikramiyesini, bir ömür dişinden tırnağından artırıp birikmişini alıp cemaatlere aktaran, neredeyse 20 yıl sonra halen mudilerinin çok büyük bir kısmına ödeme bile yapmayan, türkiye gazetesinde "akp şöyle şahane böyle süper" haberleri yaparak hukuki takipten de kaçınmayı rahatlıkla başaran bir holding kurmuştur. yıktığı yuva sayısı yüzbinlerle ifade edilmektedir.

    şu mübarek günün hatrına dilerim yaradandan, cehennemi bitmesin inşallah. bedduadan şiddetle kaçınırım ama bu adamı karşımda yaksalar elimde benzinle koşardım başına.

    (, 23.02.2013 00:37)

    @10225844

  13. eski patronumdu. allah rahmet eylesin.

    (, 23.02.2013 01:24)

    @10226053

  14. dün akşam vefat eden, islâma büyük hizmetlerde bulunmuş zat-ı muhterem. 28 şubat sürecinde, diğer bankalardan farklı olarak sahibi müslüman olduğu için özellikle hedef seçilerek söylentilerle batırılan ihlâs finans ile hakkında söylenen iftiralara kananlar tarafından dolandırıcı olarak nitelendirilmektedir. birazcık hesaptan anlıyorsanız kendi kendinize şunu cevaplayın: bugün herhangi bir ticarî işletme etkinliğini devam ettirirken, hissedarlarının büyük çoğunluğu parasını çekmek isterse ne olur? islâm karştlarının ortaya attığı bir söylenti sonucu milyonlarca insan, yatırdıkları paranın vadesi gelmeden paralarını çekmek istemeleri sonucu ve ülkenin de içinde bulunduğu sıkıntılardan dolayı ihlâs finans bat(ırıl)mıştır. merhum dolandırıcı olsaydı, cem uzan ve benzerleri gibi yurt dışında sefa sürebilirdi ama o bunu yapmadı. geride bıraktıklarıyla hayır duası almaya devam edecektir.

    (, 23.02.2013 06:11 ~ 17:19)

    @10226582

  15. çok milliyetçi - muhafazakar bi kapitalist abimizdi. islama yaptığı hizmetler saymakla bitmez. mesela 12 eylül sonrası sevgili darbeci generallerimizin propagandalarını çok güzel yapmışlardı. ben çocukken evimizin karşısındaki türkiye gazetesi bayiinden bana sürekli kenan evren posteri, türkiye çocuk dergisi filan hediye ederlerdi. ailem bana kızınca neye kızdıklarını bile anlayamazdım çünkü enver ören, kemal ılıcak, nazlı ılıcak gibiler sağ olsun bizim kuşak için kenan evren ikinci atatürk'tü. enver beyin islama bir başka hizmeti piyasayı dolandırması ve bir diğeri de tgrt isimli islami değerlerle yüklü süper kanalını abd'nin sağlam neo-con'larından sıkı bush destekçisi murdoch'a satması olmuştu. o günleri hatırlayanlar bilirler: frekans ihalesi nedeniyle ulusal çapta yayın yapan bir televizyon kurmak hiç kolay değildi. türkiye pazarına açılmak ve propaganda makinesini türkiye'de de güçlü biçimde işletmek isteyen rupert murdoch var olan kanallardan birini almak zorundaydı ve muhafazakar bir hristiyan olan mudochgillere bu imkanı sağlayan kişi de enver beyin bizzat kendisi oldu. murdoch'un türkiye açılımını arap açılımı izledi. bunun neo-con'ların büyük ortadoğu projesiyle bir ilgisi de yoktu elbette.

    edit: murdoch'a yahudi diyenler var ben hristiyan biliyorum ama ne önemi var. kötü bi insan olsa enver bey kanalını ona tahsis etmezdi herhalde...

    (, 23.02.2013 06:28 ~ 06:47)

    @10226589

  16. devamlı surette sırıtan bir adamdı rahmetli.
    bakın tebessüm ya da gülümseme demiyorum. yani "hayata hep pozitif bakardı" gibi birşey değil bu. böyle uzun uzun, taciz edici tarzda sırıtırdı o. diş etleri görünürdü sırıtırken. çok sırıtan adamın üzerinde dindarlık da sırıtıyor sanki. tgrt'de hayat hikayeleri anlatılan o anadolu erenlerinden hiçbiri böyle sırıtmadılar. ihlas samimiyet demekti ama bu sırıtışların sinyalini verdiği üzere ciddi bir samimiyetsizlik vardı ortada. televizyonunda hurafe, safsata ve samimiyetsizlik, holdinginde inancı nakte çevirme faaliyetleri derken bir ömür tamamlandı. bişr-i hafi hazretleriyle seda sayan'ı bir potada eritebilmiş ender insanlardandı. toprağı bol olsun.
    çok bol olsun ama.

    (, 23.02.2013 07:03 ~ 07:08)

    @10226594

  17. islama hizmeti tartışılabilir ancak islamı en iyi kullanan insanlardandır. enver hoca güle güle, fetullah hoca da ağlaya ağlaya mütedeyyin kesimin paralarını topladı denir.

    tasfiye halindeki ihlas holding ile ilgili defalarca başbakanlığa mektup yazılmasına rağmen cevap alınamamıştır. süreç içerisinde chp nin araştırma talepleri kabul edilmemiştir. bu amca insanlara öyle kazıklar attı ki insanın aklı hayali durur. 50 bin liralık devreyi 70 bin liradan satıp, aylık kira getirisi 600 lira olan bi devre için 500 lira aidat almak bu amcamıza mahsustur. ihlas finans mağdurlarının paraları ancak arka kapılardan %20 "komisyon" kesilerek ödenmiştir. tabiki dinimizde faiz haram olduğu için 150 bin dolar olan batık para basit bir dolar-tl hesabından sonra ödenmiştir. ancak 2000 lerde o parayla 3 tane arsa alabiliyorken şu anda aynı muhitte 1 tane daire alınamamaktadır.

    hasılı kelam çok paragöz bir adamdı şahsi serveti milyar dolarlarla tarif edilirken mudilerin parasını ödememekte bir beis görmemiştir zira. yine de bildiğimiz kadarıyla müslümandı. inşallah imanını kurtarabilmiştir, ancak aldığı "ah"lar peşini bırakmaz öteki tarafta. ağlayanın malı gülene hayır getirmez demiş atalarımız. şimdi devletin üst kademelerinden ardı ardına taziye mesajları yükseliyor, neden bu adama dokunulamadığı da anlaşıldı. hayırlısı be gülüm.

    (, 23.02.2013 08:31)

    @10226618

  18. pek iyi şeyler duymamıştım kendisinden.ihlas bize de takacaktı elektrikli süpürge alırken.bir de zarflar içinde hediyeler var birini çektiriyorlar.neyse vazgeçtik almadık ama adamlar vazgeçmedi.yeni bir eve taşınana kadar sürekli aradılar.yani adamın kulakları hiç durmazmış sürekli bir çınlama.en iyi çıkışı bulmuş.sen bizleri hortumladın,diğer taraftada hortum süleymanla tanışırsın.

    (, 23.02.2013 10:02)

    @10226697

  19. dolandırıcıdır.

    (, 23.02.2013 10:03 | itü sözlük mobil ile)

    @10226700

  20. seda sayan'ı seda sayan yapan adam. sonra da gülben ergeni sırtlamıştı.
    he bir de sayesinde pilli akapunktur cihazımız olmuştu. az titretmedi o meret küçükken bizi.
    ne günlerdi beaa...
    allan rahmet etsindir.
    he birde 20 yıl öncesinde sahibi olduğu tgrt'de çalışanlarına verdiği maaşı bu gun bile en baba tv'ler vermiyor. basın sektörünün eski kurtlarıyla sohbet ettiğinizde 'ben tgrt'deyken' diye başlayıp, rahatlık zenginlik ve konfordan, ve bunların artık olmadığından dem vuran feryatlarla karşılaşırsınız...

    (, 23.02.2013 10:21)

    @10226723

  21. dağıttığı ihlas bisan bisikletler unutulmayacak olan türkiye gazetesi'nin sahibi ölmüş iş adamı. zaman'ın sonradan yaptığı abonelik sistemi ilk bu adamın gazetesinde görülmüştür. sonradan battı çıktı toparlayamadı falan. bir de rahmetlinin kristal kolası vardı.

    (, 23.02.2013 10:33)

    @10226741

  22. 28 şubat ta yamulmuyorsam çevik bir in makamında bizzat fırça yiyen iş adamı.

    (, 23.02.2013 10:43 | itü sözlük mobil ile)

    @10226755

  23. nur talebeleri ışıkçıları pasifize ettikten sonra iş ve din sahnesinden silinen nato-amerikan adamı (ajanı demedim) enver ören ölmüş.
    darbe şakşakçısının mezarını derin kazın da tarihe değil, toprağa gömülsün. çıkmasın.
    hüseyin hilmi ışık'ın damadı ören'in tükenişi ülkede kimsenin ilgisini çekmedi.

    nur talebelerine yenildi.
    toprağı çok bol olsun.

    (, 23.02.2013 10:53)

    @10226766

    1. okulunda okudum, yurdunda kaldım, evlerinde oturdum. kendisiyle bizzat tanışmadım. büyüdüğüm yerde atatürk'ün resimleri yerine bunun resimleri vardı. yalakası çoktu. holdinginin içini kemireni çoktu. diyorum ya, tanımadım hiç kendisini ama bu kadar yalakayı etrafında barındırdığına göre iktidarı seven birisiydi.

      akp'nin tabanını oluşturan topluluğu bir araya getirdiği için, akp'nin propagandasını yaptığı için, 2 kuruş hakkım varsa haram olsun.
    2. (, 23.02.2013 20:23 | itü sözlük mobil ile)


  • Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

    SİYASET & GÜNDEM

    NURİ GEZİCİ'Yİ GÖREVİNİ DÜZGÜN YAPMAYA DAVET EDİYORUZ.

    NURİ GEZİCİ'Yİ GÖREVİNİ DÜZGÜN YAPMAYA DAVET EDİYORUZ. ASLEN YOZGAT'LI BİR BÜROKRAT OLAN İSTANBUL VALİ YARDIMCISI NURİ GEZİCİ YAPTIĞI ZULÜMLERLE GÖÇMEN VATANDAŞLARI C...

    PEKER'DEN ŞEHİT AİLESİNE EV

    PEKER'DEN ŞEHİT AİLESİNE EV Şehit polis memuru Kaan Aybek'in ailesini taziye çadırında ziyaret ederek aileye daire alan Sedat Peker, Gazi ...
    KURDAŞIN ÇALINAN ARŞİVİNDE NELER VARDI ?21 Mayıs 2017

    REKLAM


    RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

    Altyapı: MyDesign Haber Sistemi